Yorumlar
Şeyda Gümüş
Sessiz Ali'nin yüreği ,birinin elleri ısındı.Yaşanan duygusal günlerden, güzel bir kare daha.Değerli yazar,şair arkadasım,devamı dileğimle müthiş kalemini kutluyorum..

SESİZ ALİ - 6
Sessiz Ali’nin kasabasında kış bütün şiddeti ile devam ediyordu. Ali uyandı oda hala karanlıktı. Kışın, sabah olmakta hayli nazlanıyordu gökyüzü. Pencerenin önüne geldi, eliyle camdaki buharda yuvarlakça bir bölgeyi temizledi. Dışarıyı seyretti kar yağmaya devam ediyordu. “Yarım metre olmuştur” dedi kendi kendine. Giyinmeden sobayı tutuşturdu. Çayın suyunu koydu üzerine, ekmeği dilimleyip koyduğu maşanın üzerine dizdi ısınsın diye.
Giyindi, çantasını gözden geçirdi. Kahvaltısını yaptı. Annesinin ilaçlarını masaya dizdi, paltosunu giyindi. Eldivenleri taktı eline. Harçlığını almak için sağdaki dolabın çekmecesini çekti, üç tane beş lirası vardı bir tanesini aldı. Yazın çalışıp biriktirdiği paradan sadece bu kadar kalmıştı. Annesinin hastalığı ilaç giderleri Ali’nin planlarını bozmuştu. Şimdi annesine dedesinden bağlanan emekli maaşına kalmışlardı. Onu almak için daha on dört vardı. Babasından kalan beş yıldır her sabah seyrettiği iki çift ayakkabıya, baktı, baktı kapıyı çekip çıktı. Yürüdükçe her bastığında kardan gelen gıcırtı sesinden çok hoşlanıyordu. Onun sesini kimse duymasa bile, her ses onun kalbinde, onun kulağındaydı. Okullarının bitişiğindeki ilkokulun önünde, ak sakallı bir dede elinden tutup okula getirdiği torunu ile kayarak sırt üstü düştüler. Karların içinde kayboldular adeta. Ali çantasını yere bıraktı koştu. Çabalasalar da ayağa kalkamayan dede ile torunu, ayağa kaldırırken iki defada kendisi kayıp düştü. Çocuğun savrulan çantasını da bulup karlarını temizledi. Dedenin koluna girip okulun girişine kadar onlara eşlik etti. Teşekkür edilmesine fırsat vermedi. Her zamanki gibi. Dönüp çantasını koyduğu yerden alıp okuluna yöneldi. Son dersin bitiminde hoca “çocuklar kış çok sert geçiyor. Çevremizde çok ihtiyaç sahibi aileler var. Onlara yardım etmek için kampanya başlattı okulumuz. İmkânı olanlar yarın bir şeyler getirse, ihtiyacı olan ailelere dağıtacağız. Ali’nin göğsüne bir yumruk oturdu sanki. Çekmecede bir on lirası kalmıştı. Birde bu günkü harçlığından bir dört lirası vardı cebinde. Başını önüne eğmiş, okulun yardım kampanyasını düşüne düşüne gidiyordu. Sokaklarının başında ki manavın önünde altı yedi yaşlarında bir kız çocuğu, poşeti yırtılmış, portakalları karların içine savrulmuş. Kız çömelmiş çaresiz gözlerle şaşkın şaşkın etrafına bakıyordu. Ali kafasını kaldırınca göz göze geldi küçük kızla. Yanına geldi önce kıpkırmızı olmuş elleri takıldı gözlerine. “Üşüyor musun küçüğüm.” Küçük kız başını salladı konuşmadı. Cebindeki eldivenlerini çıkardı kızın ellerine taktı. “Abi senin ellerin daha soğuk.” “Olsun soğuk küçük kızların ellerine yakışmaz” dedi. Portakalları toplayıp poşete yerleştirirken kız fısıltı halinde “Abi annem hasta ateşi var ilaç alacaktım param yetmedi. Yanlış yaptım önce portakalları aldım” Bütün bunları fısıltı halinde söyledi. Ali elini cebine soktu kalan dört lirayı kızın cebine koydu. “Bu yeter mi bilmiyorum, ama denemek iyidir.” Kızın gözleri doldu. “Sen kimsin abi?” Ali hafifçe gülümsedi. “Kimse” dedi peşinden, “sadece sorun olmamaya gayret eden biriyim.” Kız bir şey anlamadı şaşkın bir yüzle eczaneye gitmek üzere yola koyuldu. Ali eve geldiğinde annesi uyuyordu. Sobanın yanında oturdu. Ellerini uzattı. Vücudu ısınmıştı ama içi hala üşüyordu. Yatarken defterini açtı dolmuş olan sayfayı çevirdi. Boş sayfaya BU GÜN BİRİNİN ELLERİ ISINDI. Bir alt satıra BEN BİRAZ ÜŞÜDÜM, OLSUN. Defteri kapattı ışığı söndürdü. Bu gece okulun yardım kampanyası onu uyutabilecek miydi? Ümit Somyürek 27/12/25

Yorum Yazın