GELENEKTEN GELECEĞE ŞİİRSEL BİR YOLCULUK
Edebiyat benim için sadece kelimelerin bir araya gelmesi değil; doğanın, ailenin, inancın ve toplumsal hafızanın harmanlandığı bir yaşam biçimidir. Poetik dünyamın merkezine her zaman insanı koydum; çalışan, üreten, inanan ve vatanına sarsılmaz bir bağla bağlı olan o yüce insanı... "Yüksek Dağlarda Hayat Vardır" derken, o çetin kış şartlarında bile umudu diri tutan çobanın sabrını; "Bir Kış Gününde" derken ise ailemizin sıcaklığını ve sanatın kuşaktan kuşağa nasıl bir miras olarak aktarıldığını anlatmaya çalıştım.
Benim şiirimde kış sadece bir mevsim değil, bir özlemdir; ışık ise sadece bir doğa olayı değil, karanlıkları boğan o ilahi hidayet ve uyanıştır. Pandemi döneminin o ağır izolasyonunda bile, ruhumuzu ancak kendi kültürümüzle, Arnavut halkının o yanık türküleriyle ve Vaçe Zela gibi efsanevi sanatçılarımızın bıraktığı izlerle sağaltabileceğimizi gördüm. Bizler, kökleri derinlerde olan devasa bir çınar gibiyiz. Eğer inancımızı, aile bağlarımızı ve milli kimliğimizi sanatın o iyileştirici gücüyle korumayı başarırsak, hiçbir karanlık bizi yolumuzdan döndüremez. Bu kalem, son nefesine kadar hakkı, adaleti ve toprağımızın güzelliğini yazmaya devam edecektir.
Yorum Yazın