Atalarımız yalnızca bastıkları toprağa değil, özgürlük için çarpan kalplere de silinmez izler bıraktılar. Bu izler sessizce konuşur; bize hatırlatır ki vatan, besa ve sarsılmaz cesaretle korunur. Fakat onların en keskin silahı ne tüfekti ne de kılıç; onların yenilmez silahı Kelime idi.
Tarihin derin sessizliğinde kelime, ruhları birleştiren köprü ve dilimizi diri tutan alevdi. Bugün yazdığımız her mısra, kurduğumuz her cümle, onların ayak izleri üzerinde edilen kutsal bir yemindir. Doğru bir söz, sıradan bir ses değil; özgürlük sunağında yükselen bir bayraktır.
Arnavutça dilini en değerli "Besa"mız gibi korumalıyız. Onu şiirle savunmalı, hikâyelerimizle yaşatmalı ve onurla taşımalıyız. Kelimemiz özgür kaldığı sürece, şehitlerimizin ruhu bize rehberlik etmeye devam edecek.
Edebiyatın gücüyle Arnavutluk kutsal, gururlu ve sarsılmaz kalacaktır.
Yorum Yazın