Ağaç
Yapraksız, köksüz getirildi, çoktan göçüp gitmişlerin mezarları üzerine dikildi,
onların kanıyla bolca sulandı, kefenlerinin tozuyla gübrelendi,
on yıllar boyunca, yağmurla beslenen hiçbir ağacın büyümediği gibi büyüdü,
ta ki dikenli taçlı sürgünleri, bizim acı sonbaharımızda yükselene dek.
Ne biz ne de atalarımız, vaktinde bir bahar görmedik.
Ara sıra yeşerse, dikenleri ektiğimiz meyveleri kapardı.
Sonsuz yıllar boyunca hiçbir şey hasat edemedik,
ta ki kıtlık yeryüzünde yığılıp kalana dek ve biz mezar gibi sessiz kaldığımızda,
onun açgözlü dalları genişçe dolaştı, erişimleri diğer tüm mevsimlerimizi parçaladı.
Ve biz ihmal ettiğimizde, çocukların kanına susadı,
dilediği gibi çağlar boyunca serpilsin diye, yine de Allah dilediğini yapar.
Şimdi bakın, bizim kanımızla büyüyen meyveleri düşüyor.
Yarın kökenine dönecek: Kötü bir ağaç, yeryüzünden sökülmüş, köksüz, kararsız.
Mustafa Abdulmalek Al-Sumaidi | Yemen
Yorum Yazın