Ana Sayfa
  • MENU
  • KÜLTÜR- SANAT
  • Edebiyatın İz Bırakanları
  • GÜNDEM
  • MAGAZİN
  • ŞİİR
  • ÖYKÜLER
  • RÖPORTAJ
  • YAZARLAR
  • Yazarlar
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Firma Rehberi
  • Seri İlanlar
EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ
KÜLTÜR- SANAT
Edebiyatın İz Bırakanları
GÜNDEM
MAGAZİN
ŞİİR
ÖYKÜLER
RÖPORTAJ
YAZARLAR
    • Kendini Yitiren İnsan, Bir Hiçliğe Yolculuk
      • Makaleler
      • Kendini Yitiren İnsan, Bir Hiçliğe Yolculuk
      Kendini Yitiren İnsan, Bir Hiçliğe Yolculuk
      31 Mayıs 2025 10:29
      Son Güncelleme:31 Mayıs 2025 10:29
      Süheyil Aydın
      Paylaş |

      İnsan toplumsal bir varlıktır ve sosyal değerlerle var olur. Başkaları tarafından insanı tanımlamak için kendini var ettiği o değerler kullanılır. İnsanı insan yapan bu değerler bireyden çıkarılınca ortada insan diye bir şey kalmaz. Kalan sadece  cismi olur ve  bu da diğer benzerlerinden ayırmak için sadece bir şekli ifade eder. O zaman varlık boyut değiştirir birey karakteri olmayan alelâde bir şeye dönüşür. 
      Sosyal yaşam sadece insanlar için var olan bir şey değildir. Her canlı kendi aleminde sosyal bir çevrede yaşamaktadır. Ağaçlar, çiçekler, hayvanlar hatta  cansız nesneler dediğimiz kayalar bile özelliklerine göre değerlendirilir. Örneğin "Dumortierit taşı, 1800’lü yıllardan beri kullanılmakta olan ve zekâ geliştirici olarak bilinen bir taştır. ‘Rüya Taşı’ diye de adlandırılır. Yarı değerli taşlar içerisinde bulunur. Dumortierit taşı güçlü bir enerji dönüşümü sağlar. İçerdiği mineraller sebebiyle çoğunlukla mavi renkte karşımıza çıkar." Rüya taşı kendine has renk ve özellikleri ile karşımıza çıkar. Diğer bir taş olan "Labradorit taşı, kendine has kahverengi, yeşil ve mavi renk geçişleriyle tanınan bir doğal taştır. Bu taşın en belirgin özelliği, farklı açılardan bakıldığında ışığa göre renk değiştirmesidir; bilimsel olarak bu etkiye "labradoresans" denir. Labradorit, bu muhteşem ışık ve renk oyunları sayesinde takı yapımında ve dekorasyon alanında sıkça tercih edilir." Labradorit taşı da kendine has özellikleriyle karşımıza çıkar. Bu da demek oluyor ki taşlar bile kendi özellikleri ile yaşarlar. Kendine has özelliklerini kaybeden taş, kendine verilen isimle bile anılmayacağı için sıradan bir taşa dönüşür ve ona sadece taş denir, isimsiz sıfatsız, değersiz... 
      İnsan da değerleri, düşünceleri, inançları mukabilinde var olur. İnsanın doğumuyla başlayan yaşam serüveni hayatın her safhasında varlığının üstüne katarak kartopu misali büyür. Her aşamada üzerine bir şeyler eklenen bu top alacaklarını alıp öğrendiklerini sindirir ve bir kimlik bir karakter oluşturur. Oluşan kimlikle beraber insan artık toplumda, o kartopuna yapışan her parçanın bütününü oluşturan birey olarak görülmeye başlar. Görünür olmaya başlayan bireyin, hayata karşı bakışı, başına gelebilecek her şeye karşı duruşu, topluma karşı sorumluluğu, inançsal ve ahlaki olarak savunacağı hatta koruması gereken değerleri vardır. Örneğin, bir birey edindiği mesleğinden bağımsız işini layıkıyla yapmaya çalışan, hayata topluma karşı sorumluluk sahibi olan, hakkı sahibinden habersiz hakedene veren, inancının gereklerini yapıp aksine tenezzül dahi etmeyen, insanlara güler yüzlü davranıp onları incitmekten imtina eden, merhametiyle mevcudiyetini paylaşan bir karakter inşaa etmişse bütün toplum onu öyle anacak ve bahsi geçen her yerde karakterinin dışında kalan ifadelerle onu tanımlamayacaktır. 
      Başka örnekte ise bir birey, yukardaki birey özelliklerinin hepsine sahip olan ama işini layıkıyla yapmaktan ziyade onu göstermeyi şiar edinen, toplumda bir yeri olsun isteyip nasıl ne şekilde olacağını dert etmeyen, sorumluluklarını sorumluluk olarak görüp, görünmediğinde hakkın sahibinden habersiz hakkını çalan, inancını kimliğine suret yapıp her günahın müdavimi olan, gülen yüzünün ardında başkalarına vereceği acıdan keyif alıp üstüne bastığı beden ayaklarının altında ezilirken merhamet tellallığı yapan bir karakter inşaa etmişse toplum onu da öyle tanımlayacaktır. 
      Sonuç olarak her canlı varlığına uygun oluşumla doğası gereği esas karakterini oluşturur. Özünün ve değerlerinin dışına çıkan her canlı varlığını yitirmiş sıfatsız herhangi bir isimle anılmaya bile değer görülmeyen bir şeye dönüşmüştür. İnsan ise diğer varlıklardan farklı olarak akıl, duygu, anlam kavramlarıyla yaşadığı güne kadar var ettiği toplumsal değerlerin toplamından oluşan sosyal bir  kartopudur. Oluşumunu tamamlamış karakter sâhibi her kartopu, güneşlerin bile eritemeyeceği kadar katılaşmış kristalleşmiştir. Bundan sonra isminin önünde anılan sıfatlarla ya da saf ismiyle hatırlanmaya değer bir karakter olmuş demektir. Aksi halde ikinci insan örneğinde olduğu gibi, kendi olamayan, uyumsuz, aynı zamanda da her kalıbın şeklini alan bu kartopu en ufak sıcaklıkta eriyip yok olacaktır. İşte o zaman değişen varlık boyutuyla, boyutsuz olup sadece sureti insan görünecektir. Hâliyle anılacak bir ismi olmadığı gibi isminin önüne eklenecek bir sıfatı da olmadan o,şu, bu diye gösterilip aşağılanacak ve nihayetinde tanımsız, karaktersiz bir hiçe dönüşecektir. Sadece bir hiç...

      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ

      Yorum Yazın

      Yorumlar

      • O Anlar

        Yani

      Yazarın Diğer Yazıları

      • İnanç Kıskacında Birey, Toplumsal Kutuplaşma ve Cumhuriyet Medeniyeti

        03 Mart 2026
      • Bir Çocuğun Gülüşünde Saklı Yaşamın Gerçek Anlamı

        22 Ocak 2026
      • Bu Toprakların Sırrı: Kardeşliğin Yenilmezliği

        21 Kasım 2025
      • Doymayan İnsan: Gücün Açlığı ve Toplumsal Çürüme

        29 Eylül 2025
      • İkiyüzlülüğün Banknotu: Bir Ülkenin Özeti

        06 Ağustos 2025
      • Araftaki Solucanlar: Varlık, Hırs ve Öğrenilmiş Çaresizlik

        03 Temmuz 2025
      • Kendini Yitiren İnsan, Bir Hiçliğe Yolculuk

        31 Mayıs 2025
      • Maddenin Gölgesinde İnsan

        15 Mayıs 2025
      • Adaletin Körlüğü: Evrensel Bir Hakikat"

        10 Nisan 2025
      • Zihinsel Eylem

        04 Mart 2025
    • Haberler
      • Roma’da Mısır Rüzgarı: Şair Abdellatif Mubarak’a Birincilik Ödülü
        Roma’da Mısır Rüzgarı: Şair Abdellatif Mubarak’a Birincilik Ödülü
      • Mezardaki Huzur: Bəxtiyar Hidayət’ten İronik Bir Başyapıt
        Mezardaki Huzur: Bəxtiyar Hidayət’ten İronik Bir Başyapıt
      • Mısırlı Şair Abdel Latif Moubarak'tan Küresel Çıkış: "PROBABILITY" Yayında!
        Mısırlı Şair Abdel Latif Moubarak'tan Küresel Çıkış: "PROBABILITY" Yayında!
      • Tarihçi Yazar Yaşar Kaba’dan İnsanlık Hafızasına Işık Tutan Yeni Eserler
        Tarihçi Yazar Yaşar Kaba’dan İnsanlık Hafızasına Işık Tutan Yeni Eserler
      • Deprem Bölgesinde Borçlara Dev İndirim: %74 Fırsatı Yasalaştı!
        Deprem Bölgesinde Borçlara Dev İndirim: %74 Fırsatı Yasalaştı!
      • Kalemimle Ayaktayım: Elif Turan’dan Umut ve Direnç Öyküleri
        Kalemimle Ayaktayım: Elif Turan’dan Umut ve Direnç Öyküleri
      • Dr. Merve Doğan "Bekleyiş" İle İzmir Kitap Fuarı’nda
        Dr. Merve Doğan "Bekleyiş" İle İzmir Kitap Fuarı’nda
      • 2000 Yıllık Mağarada Diriliş Muştusu: St. Pierre’de Paskalya Ayini
        2000 Yıllık Mağarada Diriliş Muştusu: St. Pierre’de Paskalya Ayini
      • DÜNYA’NIN İLK AŞK ŞİİRİ
        DÜNYA’NIN İLK AŞK ŞİİRİ
      • Vefa ve Rahmet Buluşması: Güven Albayrak Hoca Kur’an-ı Kerim Tilaveti ile Yad Edildi
        Vefa ve Rahmet Buluşması: Güven Albayrak Hoca Kur’an-ı Kerim Tilaveti ile Yad Edildi
      İstanbul nöbetçi eczaneleri
      Bizi takip edin
      • facebook
      • Twitter
      • İnstagram
      • Youtube
  • EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ
    • Künye
    • Kvkk Aydınlatma Metni
    • Çerez Politikası
    • Topluluk Kuralları
    • Yazıların Sorumluluğu
    • İletişim ve Sosyal Medya
    • HAKKIMIZDA
    • MİSYONUMUZ
    • VİZYONUMUZ
SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
  • facebook
  • Twitter
  • instagram
  • Linkedin
  • Youtube
© 2017 e-magazin.tv Tüm Hakları Saklıdır.
  • Haber Gönder
  • Firma Ekle
  • İlan Ekle
Haber Yazılım