
Yazar Ebru Köseler ile Edebiyatın Derinliklerine Bir Yolculuk
Röportaj: Erhan Özdemir
Edebiyatın insana dokunan, onu dönüştüren ve iyileştiren gücüne her zaman inanmışımdır. Bugün, özel eğitim alanındaki profesyonel birikimini kelimelerin dünyasına büyük bir ustalıkla taşıyan, insan ruhunun inceliklerine dair gözlemlerini kağıda döken değerli yazar Ebru Köseler ile birlikteyiz. Kalemi, sadece bir anlatım aracı değil; empati ve iletişimin de bir yansıması olan Ebru Köseler ile yazma serüvenini, ilham kaynaklarını ve son eseri Yankı üzerine derinlikli bir söyleşi gerçekleştirdik.
Erhan Özdemir: Kendinizi tanıtır mısınız?
Ebru Köseler: Tabii. Ben Ebru Köseler. Özel eğitim alanında çalışan bir öğretmenim ve aynı zamanda yazıyorum. İnsanları gözlemlemeyi, davranışlarının altında yatan nedenleri anlamaya çalışmayı seviyorum. Yazmak da benim için aslında bu merakın bir uzantısı oldu.
Erhan Özdemir: Ne zaman yazmaya karar verdiniz?
Ebru Köseler: Aslında net bir gün veremem. Yazmak hep hayatımın bir yerindeydi. Ama bir noktadan sonra düşündüklerimi, okuduğum bir kitaptan esinlenerek sadece kendime saklamak istemediğimi fark ettim. Böylece yazmak bir hobi olmaktan çıkıp bir hedefe dönüştü.
Erhan Özdemir: Yazma süreciniz genellikle nasıl başlıyor? Belirli bir rutininiz veya ritüeliniz var mı?
Ebru Köseler: Bende genellikle bir fikirle başlıyor. Bazen duyduğum bir cümle, bazen yaşadığım bir olay günlerce aklımda dönüp duruyor. Sonra oturup notlar almaya başlıyorum. Çok katı kurallarım yok ama kendimle baş başa kalmak istediğim zamanlarda sessiz bir ortamda yazmayı seviyorum.
Erhan Özdemir: Karakterleriniz veya yazınızdaki ses sizin için nasıl hayat buluyor?
Ebru Köseler: Çoğu zaman gerçek hayattan izler taşıyorlar. Bazen bir insanın bakışı, bazen yaşadığı bir olay bana ilham veriyor. Yazarken onların kendi yollarını çizdiğini hissediyorum.
Erhan Özdemir: "Keşke bunu daha önce bilseydim" dediğiniz bir yazarlık tavsiyesi var mı?
Ebru Köseler: Mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Uzun süre ilk cümlenin kusursuz olması gerektiğini düşündüm. Oysa önemli olan başlamak ve devam etmekmiş.
Erhan Özdemir: İlhamı nerede buluyorsunuz?
Ebru Köseler: En büyük ilham kaynağım insanlar. Hayatın içinde karşılaştığımız küçük detaylar bazen koca bir kitabın başlangıcı olabiliyor.
Erhan Özdemir: Sizi en çok etkileyen yazarlar kimler?
Ebru Köseler: Tek bir isim söylemek zor. İnsan ruhunu iyi analiz eden, okuyucuyu düşündüren tüm yazarlardan bir şeyler öğrendiğimi düşünüyorum.
Erhan Özdemir: Eserlerinizde sürekli döndüğünüz temalar var mı?
Ebru Köseler: Evet. Empati, iletişim, değişim ve insan ilişkileri. Özellikle insanların birbirlerine karşı tutumlarının hayatlarımızı nasıl etkilediği ilgimi çekiyor.
Erhan Özdemir: Bir okurla yaşadığınız ve sizi etkileyen bir an oldu mu?
Ebru Köseler: Bir okurun, yazdığım satırlarda kendisini bulduğunu söylemesi beni çok etkilemişti. Çünkü yazarken en büyük amacım zaten birilerine dokunabilmek.
Erhan Özdemir: İnsanların yazarlık hakkında yanlış anladığı en büyük şey nedir?
Ebru Köseler: Yazmanın sadece ilhamla gerçekleştiğini sanmaları. İlham önemli ama işin büyük kısmı emek ve sabır.
Erhan Özdemir: Şu anda üzerinde çalıştığınız yeni bir proje var mı?
Ebru Köseler: Evet, yeni bir roman üzerinde çalışıyorum. İnsan ilişkilerini ve insanın iç dünyasını farklı bir bakış açısıyla ele alan bir kurgu olacak.
Erhan Özdemir: Yazar olmaya karar verdiğiniz o anda ne oldu?
Ebru Köseler: Aslında bir süreçti. İçimde biriken düşüncelerin, Neale Donald Walsch isimli bir yazarın kitabında okuduğum bir olaydan ilham alarak, benim de yazılarımın paylaşılmayı hak ettiğini hissettim.
Erhan Özdemir: Tüm dünyanın dikkatini beş dakikalığına çekme şansınız olsaydı ne söylerdiniz?
Ebru Köseler: Birbirimizi anlamaya çalışalım derdim. Çünkü birçok sorunun temelinde iletişimsizlik ve empati eksikliği olduğunu düşünüyorum.
Erhan Özdemir: İlk kitabını yazmak isteyen genç bir yazara ne tavsiye edersiniz?
Ebru Köseler: Başkalarına benzemeye çalışmasın. Kendi sesini bulsun ve ona güvensin.
Erhan Özdemir: Okuyucularınıza son olarak ne söylemek istersiniz?
Ebru Köseler: Öncelikle teşekkür etmek isterim. Bir yazar için en değerli şey okunmak ve anlaşılmaktır. Umarım Yankı'yı okuyan herkes kendi hayatından bir parçayı satırlar arasında bulur.
Ebru Köseler ile gerçekleştirdiğimiz bu keyifli söyleşide, bir yazarın kelimelerle nasıl bir köprü kurabildiğine bir kez daha şahit olduk. Kendi iç dünyasını okuyucuya açarken, aynı zamanda toplumsal bir empati çağrısı yapan yazarın Yankı isimli eseri, raflarda yerini almayı bekliyor. İnsana ve insani olana dair bu kıymetli düşünceleri için Ebru Köseler’e teşekkürlerimizi sunuyor, edebiyat yolculuğunda başarılarının devamını diliyoruz.


Yorum Yazın