
HATAY – 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında açıklama yapan Antakya Çevre Koruma Derneği, Hatay'ın deprem sonrası süreçte çevresel sorunlar, plansız kentleşme ve ekolojik tehditlerle karşı karşıya kaldığını belirterek kapsamlı bir çevre politikası çağrısında bulundu.
Dernek tarafından yapılan açıklamada, 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıldan fazla süre geçmesine rağmen kentin hâlâ enkazın, çevresel kirliliğin ve altyapı eksikliklerinin yükünü taşıdığı ifade edildi. Deprem sonrasında ortaya çıkan büyük miktardaki molozun taşınması ve depolanması sürecine ilişkin kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediği belirtilirken, asbest riski ve hava kirliliğinin vatandaşların sağlığını tehdit etmeye devam ettiği vurgulandı.
Açıklamada, geçtiğimiz günlerde yaşanan sel felaketinin de plansız kentleşme ve yetersiz altyapının sonuçlarını bir kez daha gözler önüne serdiği kaydedildi. Dere yataklarının yapılaşmaya açılması, doğal su yollarının tahrip edilmesi ve afet risklerini dikkate almayan uygulamaların benzer felaketleri kaçınılmaz hale getirdiği ifade edildi.
Antakya Çevre Koruma Derneği, yaşanan afetlerin yalnızca doğal olaylar olmadığını belirterek yanlış planlamaların ve ihmallerin felaketlerin etkisini artırdığına dikkat çekti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Doğaya rağmen değil, doğayla uyumlu planlama yapılmadığı sürece benzer felaketlerin yaşanması kaçınılmazdır. Bir kez daha gördük ki yağmur değil, ihmaller felakete dönüşmektedir."
Hatay'ın doğal değerlerinin çeşitli tehditlerle karşı karşıya olduğu belirtilen açıklamada, taş ocakları, madencilik faaliyetleri ve kontrolsüz yapılaşmanın doğaya zarar verdiği ifade edildi.
Özellikle Asi Nehri'nin yıllardır kirlilik baskısı altında bulunduğu, sulak alanların ve biyolojik çeşitliliğin ciddi risklerle karşı karşıya kaldığı belirtildi.
Dernek açıklamasında, iklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha görünür hale geldiği belirtilerek kuraklık, aşırı sıcaklar, seller ve orman yangınlarının yaşamı tehdit ettiği vurgulandı.
Dünya Çevre Günü'nün temel amacının da insanlığa bu gerçeği hatırlatmak ve ortak sorumluluk bilincini güçlendirmek olduğu ifade edildi.

Yorum Yazın