
Tek Bir Yolculuğun Kadını
Ey zamanın budalalığında
terk edilmiş olan sen,
kalıntıların istila ediyor
ışığın parçalanmış uzuvlarını.
Avareliğinde hiç rastladın mı
"Ben" dediğinde,
tarihin kabilelerini içinde titreten
ve avucundan başka
vatan bulamayan bir kadına?
Yüzün,
gölgene istasyonlarda
yer açmak için eski bir bahane;
kendi solgunluğuyla bıçaklanmış
bir gül gibi.
Ne bir sabah uğrar ona,
ne parmak izleri hatırlar onu.
Ey terk edilmiş bir ocaktaki
can sıkıcı odun parçası,
sen bir yüz arayan
maskeler mezatından başka bir şey değilsin.
Tozdan payına düşeni al.
Bir kadını, sayfaların arasında çevrilen
bir yaprak mı sanıyorsun?
Ben senin yıpranmış mektuplarının
küçük kız kardeşi değilim.
Cümleni bekleyen
bir virgül değilim.
Ben henüz yazılmamış
o kelimeyim.
Dağınık zamirler içinde
boğulmam ben.
Şarkılar çağırmaz beni,
adımların nalları
yolumu bulamaz.
Bir listede seçenek,
ya da iki istasyon arasında
bir köprü değilim.
Kalbimde
tek bir yelkenlik
bir sefer var.
Gururumda
tüm sürüngen şüphelerin
düşüp yok olduğu bir uçurum...
Ey kadından kadına gezinen,
zamandan kaçmak için
zamanı çiğneyen biri gibi;
kendi serabında bile
sarhoşsun.
Sen kendini yeniden keşfet diye
ben kendimi tekrar etmem.
Duvardaki bir gölge gibi
sende çoğalmam.
Ben hakikat kadınıyım,
metafor bilmeyen kalplerin
sınavıyım.
Sesinden kaç kadının geçtiğini sor bana,
sana kaç kez
kendine ihanet ettiğini söyleyeyim.
Çünkü çokluk,
özlemde iflastır.
Ve ben bölünmeyi kabul etmem.
Ben bir kadınım;
tekrar etmeyen
bir fikir gibi,
ilki gibi,
imkansız gibi.
Kendi ağırlığımı bildiğim için,
bölünmeden sonra
geriye kalan olmayı reddediyorum.
İmzasız bir şiirde
kırık bir çoğul olmayı
reddediyorum.
Git, dilediğince gez,
ama yabancılarla paylaştığın
bir duvara
adımı yazma.
Ben kıyılarda uyumayan,
yarım bir aşka
uyanmayan bir kadınım.
Çokluk bana yakışmaz,
kalabalıklar bana yetmez.
Tüm aynalar
sürmemin yaşına erişemedi;
kör oldular,
imkansıza "teşekkürler" dediler
ve yankının içinde
dinlenmeye çekildiler.

Yorum Yazın