• “Ümit Şevki Somyürek: Edebiyatın İç Sesini Hayatın Kırılma Noktalarıyla Buluşturan Usta Kalem”
    • “Ümit Şevki Somyürek: Edebiyatın İç Sesini Hayatın Kırılma Noktalarıyla Buluşturan Usta Kalem”
      “Ümit Şevki Somyürek: Edebiyatın İç Sesini Hayatın Kırılma Noktalarıyla Buluşturan Usta Kalem”
      Edebiyatın iç sesiyle yaşamın tecrübelerini harmanlayan Ümit Şevki Somyürek, çocukluktan bugüne uzanan yolculuğunu ve üç önemli romanının ardındaki derinlikleri Edebiyat Magazin Gazetesi’ne anlattı. Gönül Doğan’ın dişil, naif üslubuyla hazırlanan bu özel röportaj, hem genç yazarlara hem edebiyat okurlarına ilham veriyor.
      10.12.2025 - 18:23 | Son Güncelleme:10.12.2025 - 18:23
      Gönül Doğan

      “Ümit Şevki Somyürek: Edebiyatın İç Sesini Hayatın Kırılma Noktalarıyla Buluşturan Usta Kalem”

      (Gönül Doğan’ın kaleminden)

      Edebiyatın insan ruhunu taşıyan ince kanatları vardır. Kimi yazarlar o kanatlara yalnızca tutunmaz; onları yıllar boyu işleyerek kendi iç seslerini, kendi yaralarını ve iyileşmelerini de o kanadın içine işlerler. Ümit Şevki Somyürek, işte böyle bir yazar.

      Erzurum’un soğuk sabahlarından İstanbul’un karmaşık sokaklarına uzanan çocukluk yolculuğu, genç yaşta içine düşen edebiyat ateşi ve ticaretin içinden geçerek yeniden edebiyata geri dönüşü… Tüm bu hatıralar onun yazılarına hem sükûnet hem derinlik olarak yansımış durumda.

      Somyürek’in kaleminden çıkan Rüyalara Tutsak, Beni Yordun Hayat ve Kaderler Kavşağı yalnızca romanlar değil; hayatın içinden süzülmüş, insanın yükünü hafifleten, zaman zaman da yüreğimizdeki düğümleri çözen anlatılar.

      Bugün, Edebiyat Magazin Gazetesi olarak kendisini ağırlarken gönlümüzde hem bir saygı hem bir yakınlık var. Değerli büyüğümüzle hayatını, edebiyat serüvenini ve genç yazarlara dair düşüncelerini konuştuk. Sözleri, tecrübeyle mayalanmış bir bilgelik taşıyor.

      (Gönül Doğan soruyor, Ümit Şevki Somyürek yanıtlıyor)

      — Ümit Bey, çocukluğunuz Erzurum’da başlıyor ve ardından İstanbul’a uzanan bir göçle şekilleniyor. Bize o dönemin sizde bıraktığı izleri anlatır mısınız?
      Aslında kaderimin ilk çizgileri Erzurum’da atıldı. İlkokulun birinci sınıfını orada okudum. Ardından ailece İstanbul’a göç ettik. Şehir değişse de içimdeki merak ve gözlem duygusu hiç değişmedi. Kalabalık bir şehrin içinde olgunlaşan çocukluk, yazmaya duyduğum ilgiyi de besledi. Sanırım edebiyat kıvılcımı o yıllarda yandı.

      — Edebiyata yönelişiniz ortaokul yıllarına dayanıyor. O dönemde kaleme aldıklarınız size neler öğretti?
      Çok gençtim ama kelimelerin insanı dönüştüren bir tarafı olduğunu erken fark ettim. Küçük hikâyeler, küçük şiirler… Fakat hepsi bana kendimi anlatmayı, hayatı biriktirmeyi öğretti. Yazmak o yaşlarda benim için hem oyun hem sığınaktı.

      — Ardından uzun bir ticaret hayatı geliyor. O süreci kapatıp yeniden edebiyata dönmek size neler hissettirdi?
      Ticaret yıllarım yoğundu. İnsanlarla temas etmek, karakter çözümlerini gözlemlemek, hayatın pratik yüzünü tanımak bana çok şey kattı. 1996’da ticari hayatı noktaladım. İçimde ukde kalan şiir, roman, resim ve müzik yeniden hayatımın merkezine yerleşti. Geri dönüş, yıllarca ertelenmiş bir nefes gibiydi.

      — Romanlarınızda insanın kaderi, yalnızlık, göç, vicdan, adalet gibi güçlü temalar var. Bu temaları seçmenizde hayat deneyimlerinizin etkisi nedir?
      Yaşadığım her dönem, tanıdığım her insan, dinlediğim her hikâye içimde iz bıraktı. Hayatın kimi zaman sert, kimi zaman incelikli yönleri var. Romanlarımda bu ikiliği yansıtmaya çalışıyorum. Çünkü insan dediğimiz varlık da aynı böyle: kırılgan ama dirençli.

      — “Rüyalara Tutsak”, “Beni Yordun Hayat” ve “Kaderler Kavşağı”… Bu üç eserin sizdeki yeri nedir?
      Hepsinin ayrı bir nefesi var. “Rüyalara Tutsak”ta göçün, suçlamaların ve insanın iç dünyasındaki sessiz çığlığın izini sürdüm. “Beni Yordun Hayat”, adalet hayatı boyunca ilke edinmiş bir yargıcın kırılma anlarını anlatıyor. “Kaderler Kavşağı” ise insanın ellerinde taşıdığı hayat çizgilerini, küçük kararların büyük sonuçlarını yansıtıyor. Bu kitaplar benim için hem birikim hem yüzleşme.

      — Hayatınızın bugününde aile, torunlar ve hobileriniz öne çıkıyor. Emeklilik sizin için nasıl bir dönem?
      Benim için huzurun adı. Resim, müzik, şiir hepsi hayatımın bir parçası. Torunlarımla zaman geçirmek, onları izlemek ise başka bir mutluluk. Sağlığım el verdikçe bu uğraşlara devam edeceğim.

      — Son olarak, genç yazarlara içten bir tavsiyeniz var mı?
      En büyük tavsiyem çok okumalarıdır. Okudukça insanın zihni açılır, dünyası genişler, dili güçlenir. Okuma bir yazarı hem besler hem büyütür.

      )

      Ümit Şevki Somyürek, hem kalemiyle hem yaşam çizgisiyle bize şu gerçeği hatırlatıyor: İnsan, hangi yaşta olursa olsun yeniden başlayabilir. Kırılabilir ama toparlanabilir; yorulabilir ama devam edebilir. Onun romanları da tıpkı kendisi gibi hayatın içinden, sahici ve derin.

      Edebiyat Magazin Gazetesi olarak değerli büyüğümüzü aramızda görmekten onur duyuyoruz. Sözlerinin genç kalemlere ilham, okurlarımıza ise umut olmasını diliyoruz.

      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ

      Yorum Yazın

      Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Edebiyat Magazin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

      Yorumlar

      • Mine Somyürek Açıkalın

        Sevgili agabim
      • Şeyda Gümüş

        Ümit Şevki Somyürek, lise yıllarında aynı sınıfı paylaştığımız çok sevdiğim, değerli bir arkadasımdır.Edebiyat onun için öncelikli bir dersti.Girdiği şiir,öykü, hikaye yarışmalarında ise aldığı derecelerle değil sınıf okul birinciliklerini kazanmıştır. Değerli arkadaşımın müthiş kalemini tebrik ediyor, nice başarılarına imza atmasını tüm içtenliğimle diliyorum. Saygılarımla.