
Hayat, cebimde kırışmış bir harita,
okudukça kayboluyorum.
Bir sokak kendini iptal ediyor,
bir gökyüzü ansızın susuyor.
Güneş bazen bir alışkanlık,
bazen unuttuğum bir yüz.
Rüzgâr, içimdeki eşyaları yer değiştiriyor,
fırtına dediğim şey
çoğu zaman kendim.
Kaybetmek, masanın altına düşen bir kelime,
kazanmak, kimsenin duymadığı bir alkış.
Yürümekle durmak arasında
ince bir tereddüt
ve ona benzeyen kalbim.
Bir çığlık—
duvara çarpıp geri dönüyor.
Bir gülümseme—
kimin yüzünden çıktığını bilmiyor.
Karanlık, adımı ezberlemiş
ama söylemiyor.
Sabah,
gecikmiş bir mektup gibi geliyor.
Açıyorum.
İçinden ben çıkıyorum.

Yorum Yazın