
Çocuklar için yazmak, aslında çocuklukla bağını hiç koparmamış bir kalple konuşmak gibidir. Onları anlamak, onların düş dünyasına dokunmak, aynı zamanda yetişkinlerin içindeki unutulmuş çocuğu da bulmaktır.
Edebiyat Magazin olarak bu sayımızda, hem eğitimci hem yazar kimliğiyle çocukların dünyasında ışık yakan bir ismi, Sena Gülsağır’ı konuk ettik. Gülsağır, “Mira” adlı ilk çocuk kitabıyla yalnızca minik kalplere değil, onların dünyasını anlamaya çalışan ebeveynlere de sesleniyor.

Sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Sena Gülsağır. Çocukları çok seven, çocuksu merakını ve neşesini hiç kaybetmemiş bir Okul Öncesi Öğretmeniyim. İzmir'de bir ilkokulda müdür yardımcısı olarak görev yapıyorum. Dokuz Eylül Üniversitesi mezunuyum. Bir oğlum ve bir kızım var. Çocuklarla olmayı, onların kalbine dokunmayı, onlar için üretmeyi çok seviyorum. Dünyaya, yaşama, gerçekliğe olan merakım hiç tükenmiyor.
Edebiyata ilginiz nasıl başladı?
Ben çocukluğumdan beri yazmayı hep çok sevdim. 7 yaşından beri şiir yazıyorum. Çocukken büyüyünce yazar olmayı hayal ettim hep. Yazmak benim için içten gelen, durduramadığım bir şey. Sanki şiirle düşünürüm, şiirle konuşurum bazen. Ancak bazılarını not alırım, bazıları uçup gider. Çocukluğumdan beri kimsenin haberi olmadan bir köşede yazdım hep böyle. Yüzlerce şiirim vardır kimsenin bilmediği. Son zamanlarda çocuklar için hikaye yazmayı deneyince, bunun bana ne kadar uygun olduğunu, benim ruhuma ne kadar iyi geldiğini fark ettim. Çocuk kitapları kendim olabildiğim, içten gelen merakımı ve yaratıcılığımı dönüştürebileceğim, kendimi bulabildiğim bir alan. Kendimi orada çok özgür hissediyorum. Üstelik artık hem yazıyorum, hem de çiziyorum. Bu yolculuk "Mira" ile başladı.

Kitap içeriği nedir?
Mira, bir çikolata kurbağası. Gerçekte var olan ve bilim insanları tarafından yeni keşfedilen bu kurbağa türünün Latince ismi Litoria Mira. İsmi de oradan geliyor. Renginin kahverengi olup çikolataya benzetilmesinden dolayı ona çikolata kurbağası demişler. Uzun zamandır doğada var olmasına rağmen geç keşfedilmesinin sebebi insanların giremediği çok tehlikeli bir bölgede yaşaması. Kitapta da kurbağamız Mira bu maceralı hayattan yorulup kendine güvenli bir ev inşa etmek istiyor. Yolu doğanın mühendisleri olan kunduzlarla kesişiyor.
Bu kitap Adıyaman üniversitesinin deprem bölgesindeki çocuklar için başlattığı TÜBİTAK destekli Etkileşimi Kitap isimli projenin bir parçası. Yazdığım hikaye alanında uzman akademisyenler, pedagoglar tarafından sayısız değerlendirmeden geçti. Tamamen gönüllü olarak yer aldığım bu proje kapsamında çıkan 22 adet kitapla depremden birinci derecede etkilenmiş 300 çocuk ve aile ile etkileşimli okuma ve etkinlik çalışmaları yapıldı. Bu çalışmalar sonucunda çocuklarda depremin yarattığı korku ve kaygıların azalıp azalmadığına, hikayelerin çocukların iyileşmelerine, yeniden güvende hissetmelerine ne denli katkı sağladığına bakıldı. Gerçekten böyle bir projede yer almak benim için gurur verici. Üstelik bu kitabın yazdığım ilk çocuk kitabı olması da ayrı bir mutluluk kaynağı. Tek bir çocuğun dahi hayatına dokunabildiysem ne mutlu bana.

Önümüzdeki süreçte planlarınız nelerdir?
Çocukluğumdan bu yana geliştirdiğim yazma deneyimi ile çocuklar için yeni çocuk kitapları üretmek ve onların hayatlarına dokunabilmek istiyorum. Hiç durmadan yazıyorum, çiziyorum, üretiyorum. Çocuk kitabı yazma ve resimleme üzerine birçok atölyeye katıldım. Çocuk edebiyatında kendime iyi bir yer edinmek istiyorum. Bir yandan da sahadayım. Sürekli olarak çocuklarla kitap okuyoruz, yaratıcı yazma çalışmaları yapıyoruz. Hikayelerim üzerine tartışıyoruz. Onlarda da yazma, çizme, üretme isteğini harekete geçirmek bana çok iyi geliyor. Bu çalışmalarımı daha da derinleştirmek, çocuklara her alanda katkı sağlamak istiyorum. İleride çocuk edebiyatı üzerine dersler veren bir akademisyen olma hayalim de var.
Genç yazar ve yazmak isteyenlere ne önerirsiniz?
Yazmaktan ve yazmayı denemekten hiç vazgeçmesinler. İnsanlara beğendirme kaygısı olmadan kendilerine nasıl iyi gelecekse öyle yazsınlar. Özgün olan bir yazarın eseri mutlaka karşılık buluyor.

Son sözleriniz?
Çocuk kitapları benim kendimi ifade etme biçimim. Yazdığım her hikaye ile içimdeki çocuğu biraz daha anlıyor, biraz daha seviyorum. Sadece çocuklar için değil, benim gibi içindeki çocuğu arayan yetişkinler için de yazıyorum. Hikayelerimin onlara da iyi gelmesini diliyorum. Kendi hayal dünyamda dolaşmak, bir karaktere hayat vermek, bir hikayeyi kitaba dönüştürmek benim için gerçek bir tutku. Yaşamım boyunca çocuk edebiyatında yazmayı, üretmeyi, var olmayı diliyorum.
Sena Gülsağır’ın kaleminde çocuk dünyası yalnızca bir masal değil; empati, iyileşme ve umut dolu bir yeniden doğuş alanı. “Mira” kitabı, hem deprem bölgesindeki çocukların içsel yaralarına dokunuyor hem de ebeveynlere çocuklarıyla kuracakları duygusal köprülerin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor.
Her satırıyla “çocuğun sesiyle yetişkine ulaşmayı” başaran Gülsağır, bizlere şu gerçeği bir kez daha gösteriyor:
Bir çocuğun kalbine dokunmak, aslında geleceğe dokunmaktır.

Yorum Yazın