
Erhan Özdemir’den Fatma Esra VezirOğlu ile Söyleşi
Edebiyat, insanın en savunmasız yerinden konuşabildiği ölçüde gerçektir. Psikolojik danışman ve aile ilişki danışmanı kimliğini yazarlıkla birleştiren Fatma Esra VezirOğlu, tam da bu yerden seslenen bir kalem. Onu seçmemin nedeni yalnızca bir kitap yazmış olması değil; kalemiyle şefkati aynı cümlede buluşturabilmesi. “Kendini Üzme” adlı eseri, klasik kişisel gelişim çizgisinin dışında, okura yukarıdan bakan değil yanında yürüyen bir metin olarak dikkat çekiyor. Bu söyleşide hem yazarlık serüvenini hem de kalpten kurduğu köprünün hikâyesini konuştuk.

– Bize kendinizden söz eder misiniz?
Psikolojik danışman ve aile ilişki danışmanıyım. Aynı zamanda yazıyorum. Hâlâ birçok alanda eğitimim devam ediyor. Kendimi geliştirmeden insanlara yardımcı olamayacağımı düşünüyorum.
– Yazmaya nasıl başladınız?
Çok küçük yaşlarda yazmaya başladım. İlk şiirimi ilkokulda yazdım ve kalemi hiç bırakmadım. “Kendini Üzme”, kadınların kendilerine şefkat göstermeyi bıraktığı noktada onlara yol arkadaşı olmak için yazıldı. Sıkıcı kişisel gelişim kitaplarından farklı olsun istedim. Kalbimden okurlarımın kalbine ikinci bir köprü kurmak istedim.
– Yazma süreciniz nasıl ilerliyor?
Gözlemlerimden ve kendimden yola çıkarak doğaçlama yazıyorum. Böyle olmazsa okurun kalbine inemem.
– Kitabınızla ilgili unutamadığınız bir geri dönüş var mı?
“Beni anlatmışsınız, keşke kendime bu kadar acımasız olmasaydım” diyen okurlarım oldu. O mesajları hiç unutmam.

– Bu kitabı yazarken en büyük farkındalığınız neydi?
İnsanlar kendi duygularını hiçe saymamalı. İyisiyle kötüsüyle duygularına sahip çıkmalı.
– Yazarken sizin için en önemli unsur nedir?
Önce gözlem. Sonra yaşanmışlıklar ve kalpte hissedilen gerçek duygular.
– Sizi etkileyen isimler?
Birçok değerli yazar ve şair var. İsim vermek istemem ama hepsi benim için yol gösterici.
– Okurla kurduğunuz bağ sizin için ne ifade ediyor?
“Hocam, bunları yaşayarak mı yazdınız?” sorusu geldiğinde kalbimden okurlarıma köprü olabildiğimi hissettim.
– Yeni projeleriniz var mı?
Evlilik danışmanlığı yapıyorum. Bu alanda bir roman ya da öneriler içeren bir kitap hazırlıyorum. Şimdilik sürpriz.
– Yazarlık yolculuğunda sizi çeken neydi?
Yazarken tamamen kendimi dinleyebilmek.
– Okurlarınıza mesajınız?
Çocuklara dokunmayın. Kadınlara zarar vermeyin. Hayvanlara işkence etmeyin. Sevmeyi deneyin. Sadece sevin.
– “Kendini Üzme” sizin için ne?
Bu bir tavsiye kitabı değil, yol arkadaşlığı. Kendine şefkat göstermezsen kimse sana bunu vermez. Hayat kendine iyi davrandığında güzelleşir. Artık üzülmenin yeterli olduğunu söylüyorum.

Fatma Esra VezirOğlu’nun cümlelerinde dikkat çeken en belirgin damar samimiyet. Akademik zemine sahip bir danışman olmasına rağmen dili teorik değil; doğrudan insanın iç dünyasına temas ediyor. “Kendini Üzme” bir reçete sunmuyor, bir eşlik öneriyor. Bu yönüyle klasik kişisel gelişim metinlerinden ayrılıyor.
Onun vurguladığı şefkat meselesi, aslında çağımızın en büyük eksikliği. İnsan, kendi duygusunu bastırdıkça başkasına da yabancılaşıyor. VezirOğlu’nun metni tam burada devreye giriyor: Duyguyu inkâr etmeden, onu sahiplenerek iyileşmeyi öneriyor.
Yeni çalışmasının evlilik üzerine şekillenmesi, yazarlık çizgisinin daha tematik ve derinlikli bir hatta ilerleyeceğini gösteriyor. Mesleki deneyim ile edebi sezginin birleşimi, ilerleyen dönemde daha güçlü metinlerin habercisi.
Bu içten söyleşi için Fatma Esra VezirOğlu’na teşekkür ediyorum.
Kalpten kurulan köprülerin çoğalması dileğiyle.
Erhan Özdemir

Yorum Yazın