Yorumlar
Ali Yurtseven
büyük üstaya saygıyla

Bugün, 4 Ocak. Türk edebiyatının en sahici seslerinden biri olan Sait Faik Abasıyanık’ın doğum günü. O, yalnızca bir öykücü değil; insanı, hayatı ve gündelik olanı edebiyatın tam kalbine yerleştiren bir vicdan, bir bakış, bir duruştu.
Sait Faik, edebiyatımıza “konu”dan çok “insan” getirdi. Büyük olayların, destansı anlatıların değil; balıkçıların, işsizlerin, kıyıda köşede kalmışların, kahvelerde sessizce oturanların hikâyesini yazdı. Onun kahramanları çoğu zaman adlarını bile bilmediğimiz insanlardı ama okur onları tanırdı. Çünkü onlar hayattandı.
Sait Faik, dönemin güçlü ideolojik akımlarına mesafeli durdu. O, edebiyatı bir propaganda aracı olarak görmedi. Ne toplumcu gerçekçiliğin slogan diline sığdı ne de bireyselliği soyut bir estetik oyun haline getirdi. Onun derdi insanın kendisiydi. Açlığıyla, yalnızlığıyla, sevinciyle, kırılganlığıyla…
“Yazmasam deli olacaktım” derken abartmıyordu. Yazmak, onun için bir süs değil, bir zorunluluktu. Hayata tutunma biçimiydi.
Sait Faik’in dili yalındır; fakat bu yalınlık yüzeysellik değildir. Cümleleri kısa olabilir ama çağrışımı geniştir. Okuru zorlamaz; okurun içine girer. Betimlemeleri süslü değildir ama atmosferi canlıdır. İstanbul’u anlatırken sokakları değil, sokaklardaki ruhu resmeder.
Öykülerinde zaman zaman şiirle düzyazı arasında ince bir çizgi vardır. Bu çizgiyi bilinçli olarak aşar. Çünkü onun edebiyatında türler değil, duyarlık önemlidir.
Sait Faik’in dünyasında yalnızlık bir eksiklik değil, bir haldir. İnsanlar kalabalıklar içinde yalnızdır; ama bu yalnızlık acımasız değildir. Merhametle çevrilidir. O, kimseyi yargılamaz. Suçluyu, aykırıyı, “öteki”ni anlamaya çalışır.
Bu yönüyle Sait Faik, edebiyatımızda insana en çok yaklaşan yazarlardan biridir. Yukarıdan bakmaz. Öğüt vermez. Okurla göz hizasında durur.
Bugün Sait Faik’i anmak, yalnızca bir yazarı hatırlamak değildir. Bugün, edebiyatın hâlâ insanı merkeze alabileceğini, hâlâ merhametle yazılabileceğini hatırlamaktır. Onun öyküleri, hızın ve gürültünün çağında bile yavaşlamayı, bakmayı, görmeyi öğretir.
Sait Faik hâlâ günceldir. Çünkü insan hâlâ aynı insandır. Yalnızdır, umutludur, kırılgandır. Ve anlatılmaya muhtaçtır.
Doğum gününde onu anarken, belki de en doğru şey şudur:
İnsanı sevmekten vazgeçmemek. Çünkü Sait Faik’in bütün edebiyatı, bu sevginin etrafında kuruludur.

Yorum Yazın