
Erhan Özdemir / Edebiyat Magazin
Edebiyat, sahne ve ekranın buluştuğu bir noktada duruyor Mehmet Cemil Cömert. Şair, yazar ve tiyatro oyuncusu olarak kelimeleri yalnızca yazıda değil, sahnede de canlandıran bir sanatçı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda başladığı sanat yolculuğunu, bugün edebiyatla harmanlayarak sürdürüyor. Klasik Türk şiirine ve Divan geleneğine duyduğu derin saygı, onun hem diline hem duruşuna sirayet etmiş. “Eylül Yağmuru” adlı yeni kitabıyla hem sahneye hem edebiyata aynı anda seslenmeye hazırlanan sanatçıyla, yolculuğunu ve ilham kaynaklarını konuştuk.
– Sizi tanıyabilir miyiz?
Merhaba, bendeniz şair, yazar ve tiyatro oyuncusu Mehmet Cemil Cömert. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu oyuncusuyken ilk kitabımı 2008 yılında yayımladım. Bunun yanında çeşitli dergi ve gazetelerde köşe yazarlığı yaptım, televizyon programları sundum. Klasik Türk şiiri yani Divan edebiyatı üzerine Şanlıurfa Edessa TV ekranlarında yayınlanan İrfan Meclisi isimli programda, Türkçeyi Türkçe’ye tercüme ettiğim bir dizi hazırladım. Aynı programın Ramazan ayı özel formatını da sundum. İstanbul Üniversitesi’nde “kamera karşısında oyunculuk” eğitimi aldım ve 2024 yılında “Yılın En İyi Oyuncusu” ödülüne layık görüldüm.
– Edebiyata ilginiz nasıl başladı?
Şiir yazmaya ilkokul çağlarında başladım. Hani o çocukluk aşkı dediğimiz süreçten… Biraz önce de ifade ettiğim gibi, Divan edebiyatına ilgim sevgili hemşehrim ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Türk Halk Müziği Koro Şefi Mehmet Özbek hocanın seslendirdiği bir gazelle başladı. Şair Nâbî’nin “Bağı dehrin hem hazânın hem baharın görmüşüz” redifli gazelini duyduğumda, eski Türkçenin o derin tınısı beni büyüledi. O andan itibaren eski Türkçe’ye ve Divan şiirine olan ilgim giderek arttı.

– Kitabınızın içeriğinden bahseder misiniz?
Kitabım, çocukluk dönemimden gençlik yıllarıma kadar uzanan şiirlerimden oluşuyor. Uzun yıllara yayılan bir birikimin, duyguların ve içsel yolculuğun ürünü. Her dizesinde hem içimdeki çocuğu hem de sahnedeki oyuncuyu bulabilirsiniz.
– Önümüzdeki süreçte planlarınız neler?
Yeni çalışmam Eylül Yağmuru adlı bir yazı dizisi üzerine yoğunlaşıyorum. Bu eser hem tiyatro oyunu olarak sahnelenecek hem de senaryo uyarlamasıyla film formatında izleyiciyle buluşacak. Ayrıca Tüyap Kitap Fuarı’nda imza günüm olacak. Tüm sanat ve edebiyat dostlarını orada görmekten onur duyarım.
– Genç yazarlara ya da yazmak isteyenlere ne önerirsiniz?
En büyük tavsiyem okumak, araştırmak ve eski Türk edebiyatını iyi tanımak olacaktır. Yeni nesil bizim eserimizdir; bu yüzden onlara güvenmeliyiz. Divan şiiri ve eski Türkçe yazıtları inceleyen gençler, aslında ne kadar büyük bir mirasın parçası olduklarını görecekler. Konya’da Pullukçu Veysel Usta gibi bir divan şairi ortaokul terk bir insan; neden Z kuşağından da böyle bir şair çıkmasın? Yeter ki gönül versinler.

– Son sözünüz nedir?
Ruhlar meclisinde Cenab-ı Hakk’ın “Elestü bi Rabbiküm” hitabına “Kâlû belâ” diyerek cevap vermiş bir varlık olarak diyorum ki:
Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû.
Bu röportaj vesilesiyle başta Edebiyat Magazin Gazetesi ailesine, kıymetli okuyucularına ve emeği geçen herkese teşekkür ederim. Sanatın, edebiyatın ve sahnenin aynı yürekte buluştuğu bu yolda, kelimelerimin sizlere ulaşması en büyük mutluluğumdur.
— Mehmet Cemil Cömert
Mehmet Cemil Cömert, klasik Türk edebiyatını günümüz sahnesine taşıyan, geleneği modernlikle buluşturmayı başarabilmiş nadir sanatçılardan biri. Sözüne derinlik, sahnesine ruh katan bir üretici. Onun yolculuğunda hem geçmişin izleri hem de geleceğe dair güçlü bir umut var. “Eylül Yağmuru”nu yalnızca bir kitap değil, bir sanat manifestosu olarak görmek mümkün.

Yorum Yazın