
AĞAÇ
Getirildiğinde,
yapraksızdı, köksüzdü;
çoktan göçüp gitmişlerin mezarları üzerine dikildi.
Onların kanıyla sulandı bolca,
kefenlerinin tozuyla gübrelendi.
On yıllar boyunca büyüdü de büyüdü,
yağmurla beslenen hiçbir ağacın büyümediği kadar.
Ta ki dikenli filizleri yükselene dek
o acı sonbaharımızda.
Ne biz görebildik
vaktinde gelen bir baharı,
ne de atalarımız.
Ne zaman yeşerecek olsa,
dikenler pençelerdi ektiğimiz meyveleri.
Uçsuz bucaksız yıllar boyu hiçbir şey biçemedik,
ta ki kıtlık yeryüzüne yığılana dek.
Ve bizler, bir mezar kadar sessiz kaldığımızda,
açgözlü dalları her yana dolandı;
uzanıp yaraladı
tüm diğer mevsimlerimizi.
İhmal ettiğimizde biz,
çocukların kanına susadı;
asırlar boyu serpilsin diye
kendi dilediğince...
Oysa Yüce Allah, kendi dilediğini yapar.
İşte bakın, kanımızla büyüyen meyveleri dökülüyor şimdi.
Yarın ise aslına rücu edecek:
Yeryüzünden sökülüp atılmış kötü bir ağaç;
köksüz ve tutunaksız.
Mustafa Abdulmalek Al-Sumaidi | Yemen

Yorum Yazın