
Bazı yazarlar vardır, sadece kelimeleri değil, ruhlarını da kağıda dökerler. Elif Turan tam da böyle bir isim. Bursa’da başlayan yaşam yolculuğunda bedensel engeliyle barışık, kalemine ise sıkı sıkıya sarılmış bir kalem ustası. Bir öğretmenin teşvikiyle başlayan şiir serüveni, bugün "Ayaktayım", "Umudum Var" ve son olarak "Ben Üç Kişilik Rol İstemedim" kitaplarıyla taçlanmış durumda. Elif Hanım ile rüyalardan gerçeğe, acıdan umuda uzanan o etkileyici yolculuğu konuştuk.
Edebiyat Magazin Gazetesi:
Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?Elif Turan: Bursa doğumluyum, 36 yaşındayım ve bedensel engelliyim. Hayatın zorluklarıyla mücadele ederek, bu deneyimlerimi kitaplarım aracılığıyla sizlere aktarmaya çalışıyorum. Yazmak benim için bir tutku ve aynı zamanda bir ifade biçimi. Her satırda yaşadığım zorlukları ve kazandığım güçleri paylaşıyorum.
E.M.G.: Ne zaman yazmaya karar verdiniz?Elif Turan: Aslında yazmak benim için içsel bir yolculuktu. Bu hikâyeye başlamadan birkaç gece önce kitabın ismini rüyamda görmem ve ardından bir yakınımın benzer bir konudan bahsetmesiyle yazmaya karar verdim. Belirli bir rutinim yok, her şey o anki duyguyla başladı.
E.M.G.: Eserlerinizin temel çıkış noktalarından bahseder misiniz?Elif Turan:Ayaktayım, kendi hayat hikâyemi kaleme aldığım, zorluklara karşı dimdik duran bir ruhun ve umudun destanıdır. Umudum Var, hayallerin peşinden gitme cesaretini yansıtan, öğretmenlik gibi kutsal bir idealin peşinden koşan bir eser. Ben Üç Kişilik Rol İstemedim ise başkasının hayat hikâyesine duyulan derin saygıyı ve empatiyi yansıtan bir yaşam portresidir.
E.M.G.: Son kitabınızın yazım süreci nasıldı?Elif Turan: "Ben Üç Kişilik Rol İstemedim", tamamen bana anlatılmış bir hikâyenin doğaçlama şekilde gelişmesiyle oluştu. Acıyı nasıl anlatacağımı bilmediğim, her an yeni bir duyguyla ve beklemediğim dönemeçlerle karşılaştığım bir süreçti. Bu da hikâyeyi benim için daha gerçek ve samimi kıldı.
E.M.G.: Yazma sürecinizde belirli bir rutininiz var mı?Elif Turan: Normalde sessizlik ve gece yarısı benim rutinimdir; ancak bu kitabın hikâyesi anlatıldığı an yazmaya başladım. O an duyduğum güçlü duygu klasik sürecimi değiştirdi ve beni hemen kalem kâğıda koşturdu.
E.M.G.: Karakterleriniz zihninizde nasıl hayat buluyor?Elif Turan: Onların sesini daha yazma aşamasındayken duyuyorum. Zihnimde bir melodi gibi yankılanıyorlar; her birinin kendine has bir tonu ve ritmi var. Bazen bir kelimeyle, bazen bir duyguyla başlıyor her şey. Onlar aslında umudun ve direncin farklı yüzleri; benim hayallerimi yaşıyor, tanımadığım kapıları aralıyorlar.
E.M.G.: Keşke daha önce bilseydim dediğiniz bir yazım tavsiyesi var mı?Elif Turan: Kesinlikle. Yazarken duygularımı başkalarına anlatırken her zaman içten ve "savruk" olmam gerektiğini keşke daha önce bilseydim. Kusurlarımı saklamadan, o kırılgan anları da yazıya katmak, okurun kendi hikâyesini bulmasına olanak tanıyor.
E.M.G.: Sizi en çok etkileyen yazarlar veya şairler kimler?Elif Turan: Beni kitaplardan ziyade gerçek insan hayatları ve insanların yaşadığı derin duygular, samimiyetsizlikler veya fedakârlıklar etkiliyor. İnsan ilişkileri ve gerçek yaşam halleri en büyük ilham kaynağım.
E.M.G.: Eserlerinizde sürekli döndüğünüz temalar nelerdir?Elif Turan: Kesinlikle "umut" ve "direnç". Hayatın getirdiği her zorluğa rağmen insanın kendi küllerinden doğma çabası ve kırılan kalplerin iyileşme yolculuğu benim kalemimin vazgeçilmezidir.
E.M.G.: Yazarlık ve yayıncılık hakkındaki en büyük yanlış algı nedir sizce?Elif Turan: Bu işin sadece ilhamdan ibaret sanılması. Oysa başarı; emek, disiplin ve asla vazgeçmeyen bir direniş ister. Engellerin bizi sınırlayamayacağını göstermek asıl hedefim.
E.M.G.: Dünyaya 5 dakikalığına seslenme şansınız olsa ne söylerdiniz?Elif Turan: Onlara; "Biz engellilere engelli gözüyle bakmayın; çünkü bizi o gözle gördüğünüz sürece asıl engelli sizsiniz," demek isterdim.
E.M.G.: Genç yazarlara tavsiyeniz nedir?Elif Turan: Kendilerini asla kasmamaları ve içlerinden geldiği gibi yazmaları. Samimiyet kelimelere yansıdığında okuyucuyla güçlü bir bağ kurulur. Kendi sesinizi bulmaya odaklanın.
E.M.G.: Son olarak okuyucularınıza ne söylemek istersiniz?Elif Turan: Gerçek değişim bizden başlar. Bugün bu kitapları yazabiliyorsam, bu bir öğretmenin bana dokunmasıyla mümkün oldu. Beni hiçbir zaman ötekileştirmeyen öğretmenlerime duyduğum saygı sonsuzdur. İyi ki varsınız.
Elif Turan ile gerçekleştirdiğimiz bu derin söyleşide, engellerin fiziksel değil zihinsel olduğunu bir kez daha anladık. "Ben Üç Kişilik Rol İstemedim" kitabında sunduğu samimiyet, okuyucunun ruhuna ayna tutacak nitelikte. Hayatın tüm ağırlığına rağmen umudu bir sancaktar gibi taşıyan sevgili Elif Turan’a, bize vakit ayırdığı ve o kıymetli dünyasının kapılarını açtığı için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kaleminizin hiç susmaması dileğiyle...
Hazırlayan / Muhabir:
Erhan ÖZDEMİR
Edebiyat Magazin Gazetesi Yazarı

Yorum Yazın