
Bursa’nın güçlü kalemlerinden Elif Turan, yaşamın zorluklarını bir engel olarak değil, bir basamak olarak gören nadir yazarlardan. 37 yıllık ömrüne beş kitap sığdıran Turan, son eseri "Çöp Kutusu Ege" ile okurlarına hem umut veriyor hem de kendi hayatındaki diyet sürecinin edebi yansımasını sunuyor. Erhan Özdemir ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide, yazarın kaleme sarılma serüveninden gelecekteki projelerine kadar pek çok detayı konuştuk.
Erhan Özdemir: Elif Hanım, okurlarımız için kendinizi biraz tanıtır mısınız?
Elif Turan: Ben Elif Turan; 37 yaşındayım ve Bursalıyım. Bedensel engelli bir birey olarak hayat mücadelemi, karşılaştığım zorlukları sanatla aşarak devam ettiriyorum. Beş kitap yazmış biri olarak, bu röportaj aracılığıyla deneyimlerimi paylaşmak bana büyük mutluluk veriyor. Hatta buradan bir müjde de vereyim; altıncı kitabım da hazır, yolda!
Erhan Özdemir: Yazmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?
Elif Turan: Yazma serüvenim aslında hayatımın en zorlu dönemlerinden birinde, sağlığım için diyetisyenlerle mücadele ederken başladı. Altı farklı diyetisyenden aynı sonuçsuz listeleri almak beni tüketirken, yedinci doktorumla verdiğim 40 kiloluk mücadele bana bambaşka bir güç verdi. Bu süreçte sevdiklerimin ricası ve doktorumun ilham verici rehberliği, "Çöp Kutusu Ege" isminin doğuşuna vesile oldu.
Erhan Özdemir: "Çöp Kutusu Ege" kitabınızın hikayesini merak ediyoruz. Bize biraz anlatır mısınız?
Elif Turan: Ege, fazla kiloları nedeniyle çevresi tarafından dışlanan, yalnızlığa itilen bir çocuktu. Denediği tüm yöntemler sonuçsuz kalırken, hayatını değiştiren uzmanla tanışması onun için bir dönüm noktası oldu. Sağlıklı pizza tarifleri üzerinden şekillenen bu başarı öyküsü, aslında Ege’nin dünya çapında bir şefe dönüşmesini ve özgüvenini geri kazanmasını anlatıyor.
Erhan Özdemir: Yazım süreciniz nasıl ilerliyor? Planlı mı yoksa doğaçlama mı yazarsınız?
Elif Turan: Ege’nin pizza serüvenini kaleme alırken katı planlara sadık kalmak yerine, anın getirdiği doğal akışı takip etmeyi seçtim. Bazen en beklenmedik diyaloglar o anki doğaçlama hissiyle ortaya çıktı ve bu da hikâyeye çok daha samimi bir dokunuş kattı. Yazma sürecimde belirli bir rutinim yok; fikir geldiği an, genellikle yatakta dinlenirken telefonuma not alarak çalışırım. Bu yöntem benim için son derece pratik.
Erhan Özdemir: Genç yazarlara "Keşke daha önce bilseydim" dediğiniz bir tavsiyeniz var mı?
Elif Turan: Yazmaya başladığımda her şeyin mükemmel olmasını önemserdim. Oysa öğrendim ki ilk taslakta hata yapmak çok normal. Kusursuz yazma kaygısından kurtulup düşünceleri özgürce kâğıda dökmek, sonra düzenlemek en iyisi. Sadece yazın, kendinizi zaten geliştireceksiniz.
Erhan Özdemir: Eserlerinizde sürekli döndüğünüz bir tema var mı?
Elif Turan: Kesinlikle; geçmişteki hataları, kırgınlıkları ve toplumun yüklediği olumsuz sıfatları "Çöp Kutusu Ege"ye atıp, oradan yepyeni bir kimlikle doğmak. Benim dünyamda bu, bir son değil; fazlalıklardan arınıp küllerimizden yeniden doğduğumuz bir dönüm noktasıdır.
Erhan Özdemir: Tüm dünyanın dikkatini 5 dakikalığına çekme şansınız olsaydı, ne söylerdiniz?
Elif Turan: Bugün 19 Mayıs, Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Gençlerin dinamizmine odaklandığımız bu özel günde, dünyanın dikkatini çekme imkanım olsaydı; önyargılardan uzak, birbirini anlayan bir dünya için çağrı yapardım. Fiziksel engelli bir genç olarak, görünüşe değil kalpteki niyetlere bakılmasını; zihinsel engelli olmadığımı herkese haykırmak isterdim.
Erhan Özdemir: Son olarak okurlarımıza bir mesajınız var mı?
Elif Turan: "Çöp Kutusu Ege" ile okurlarıma, hayatın sunduğu zorlukları birer fırsat olarak görmenin mümkün olduğunu göstermek istedim. O çöp kutusundan çıkardığımız güçle, küllerimizden yeniden doğabileceğimizi unutmayalım!
Elif Turan, "Çöp Kutusu Ege" ile bizlere bir kitaptan çok daha fazlasını; zorlukların içinde gizli olan o iyileştirici gücü sunuyor. Kendi hayatındaki "40 kiloluk zaferi" edebi bir anlatıya dönüştürerek, okuyucusuna sadece bir hikaye değil, bir çıkış yolu gösteriyor. Okuyucuyla kurduğu bu samimi bağı, kendi hayat hikayesinden süzülen gerçekliklerle birleştirerek edebi bir derinlik kazanmış. Bu içten ve ilham verici söyleşi için değerli yazarımız Elif Turan’a teşekkür eder, altıncı kitabını merakla beklediğimizi belirtmek isteriz.
Röportajı Yapan: Erhan Özdemir
Edebiyat Magazin Gazetesi İzmir Şubesi Müdürü

Yorum Yazın