• Sessizliğin Kalemi: Ümit Şirin ile İnsan Ruhunun Karanlık Dehlizlerine Yolculuk
    • Sessizliğin Kalemi: Ümit Şirin ile İnsan Ruhunun Karanlık Dehlizlerine Yolculuk
      Sessizliğin Kalemi: Ümit Şirin ile İnsan Ruhunun Karanlık Dehlizlerine Yolculuk
      Yazar Ümit Şirin ile "Son Sessiz Tanık"tan yazarlık ritüellerine uzanan derin bir söyleşi: "Yazmak benim için insanın içinde biriken sessizliği dışarı vurma şekli."
      14.05.2026 - 15:06 | Son Güncelleme:14.05.2026 - 15:06
      Erhan Özdemir

      İnsanın İçindeki Sessizliğin Sesi: Ümit Şirin ile Derin Bir Yolculuk

      Edebiyatın karanlık dehlizlerinde, insan ruhunun en kuytu köşelerine ayna tutan bir kalemle tanışacağız bugün. İstanbul Silivri’nin havasını solumuş, dram ve psikolojik gerilimin sarsıcı dilini kendine yol edinmiş bir isim: Ümit Şirin.

      Yazmayı bir kaçıştan ziyade bir "kendini bulma durağı" olarak tanımlayan Şirin, karakterlerinin gerçekliğiyle okuru sarsmayı başaran nadir yazarlardan. Son eseri "Son Sessiz Tanık" ile insanın içinde yıllarca susturduğu acıları gün yüzüne çıkaran yazarımızla; ilhamın kaynağını, yazarlık ritüellerini ve karakterlerinin beklenmedik yolculuklarını konuştuk.

      İşte Erhan Özdemir'in kaleminden, Ümit Şirin’in dünyasına dair o samimi ve derin röportaj:

      Erhan Özdemir: Kendinizi tanıtır mısınız?

      Ümit Şirin: İstanbul Silivri’de doğdum. Yazarlık benim için sadece bir hobi değil, insanın içinde biriken sessizliği dışarı vurma şekli oldu. Genellikle dram, psikolojik gerilim ve insanın karanlık tarafını anlatan hikâyeler yazıyorum. Çünkü bana göre her insanın içinde anlatılmamış bir hikâye vardır.

      Erhan Özdemir: Ne zaman yazmaya karar verdiniz?

      Ümit Şirin: Aslında tek bir an değildi. Zamanla içimde biriken duygular vardı. Bazı insanlar konuşarak rahatlar, ben yazarak rahatladım. Sonra fark ettim ki yazmak benim kaçışım değil, kendimi bulduğum yer olmuş.

      Erhan Özdemir: Eserlerinizde sizi en çok etkileyen şey nedir?

      Ümit Şirin: Bir karakterin gerçek gibi hissettirmesi. Okur bazen “Bu karakter sanki gerçekten yaşamış” dediğinde, benim için en büyük başarı o oluyor.

      Erhan Özdemir: Bazen doğaçlama mı ilerliyorsunuz?

      Ümit Şirin: Evet, çoğu zaman. Hikâyenin bir iskeleti oluyor ama karakterler bazen beni bile şaşırtıyor. Yazarken onların peşinden gidiyorum.

      Erhan Özdemir: Yazma süreciniz genellikle nasıl başlıyor? Belirli bir rutininiz veya ritüeliniz var mı?

      Ümit Şirin: Genellikle bir cümleyle başlıyor. Bazen gece duyduğum bir ses, bazen sokakta gördüğüm bir yüz… Sonra o düşünce büyüyor. Sessiz ortamları severim. Gece yazmak bana daha gerçek geliyor.

      Erhan Özdemir: Karakterleriniz sizin için nasıl hayat buluyor? Sizi şaşırttıkları oldu mu?

      Ümit Şirin: Kesinlikle oldu. Bazı karakterleri kısa düşünürken hikâyenin merkezine oturduğu oldu. Özellikle travmalı karakterler kendi yollarını çiziyor gibi hissediyorum.

      Erhan Özdemir: “Keşke bunu daha önce bilseydim” dediğiniz bir yazım tavsiyesi var mı?

      Ümit Şirin: Mükemmel başlamak zorunda değilsiniz. En önemli şey başlamak ve devam etmek. Çünkü yazarlık biraz da sabır işi.

      Erhan Özdemir: İlhamı nerede buluyorsunuz?

      Ümit Şirin: İnsanlarda. Sessizlikte. Yalnızlıkta. Bazen bir bakış bile hikâyeye dönüşebiliyor. Özellikle “Son Sessiz Tanık”ın ilk kıvılcımı, insanın içinde yıllarca susturduğu acılar üzerine düşünürken oluştu.

      Erhan Özdemir: Sizi etkileyen yazarlar kimler?

      Ümit Şirin: Psikolojik derinlik kuran yazarları seviyorum. İnsan ruhunu anlatabilen herkes beni etkiliyor. Bana bıraktıkları en değerli şey ise şu oldu: “İyi hikâye sadece anlatılmaz, hissettirilir.”

      Erhan Özdemir: Sürekli döndüğünüz temalar var mı?

      Ümit Şirin: Evet. Karanlık, yalnızlık, zaman, travma ve insanın iç sesi… Sanırım ben en çok insanın görünmeyen yaralarını yazıyorum.

      Erhan Özdemir: Bir okurun sizi etkileyen yorumu oldu mu?

      Ümit Şirin: Bir okuyucu bana “Kendimi ilk kez bir karakterde gördüm” demişti. Bu beni çok etkilemişti. Çünkü bazen insanlar anlaşılmadığını hissediyor, edebiyat o yalnızlığı azaltabiliyor.

      Erhan Özdemir: İnsanların yazarlık hakkında yanlış düşündüğü şey nedir?

      Ümit Şirin: Sadece ilhamla yazıldığını sanmaları. Oysa yazmak disiplin, sabır ve bazen kendinle savaşmak demek.

      Erhan Özdemir: Şu anda üzerinde çalıştığınız bir proje var mı?

      Ümit Şirin: Evet, psikolojik gerilim ve dram tarafı ağır basan yeni hikâyeler üzerinde çalışıyorum. İnsan zihninin karanlık tarafını anlatmayı seviyorum.

      Erhan Özdemir: Yazarlığa sizi çeken neydi?

      Ümit Şirin: İnsanların sustuğu şeyleri anlatma isteği. Bazı duygular konuşularak değil, ancak yazarak anlatılabiliyor.

      Erhan Özdemir: Dünyanın dikkatini 5 dakikalığına çekebilseydiniz ne söylerdiniz?

      Ümit Şirin: İnsanlar birbirinin sesini değil, acısını duymayı öğrenseydi dünya daha farklı bir yer olurdu.

      Erhan Özdemir: İlk kitabını yazmak isteyen genç bir yazara ne söylersiniz?

      Ümit Şirin: Kimseye benzemeye çalışma. En güçlü hikâye, senin içinden çıkan hikâyedir.

      Erhan Özdemir: Okuyucularınıza son olarak ne söylemek isterdiniz?

      Ümit Şirin: Bir kitabı okurken aslında sadece sayfa çevirmiyorsunuz; bazen bir insanın sessizliğine dokunuyorsunuz. Bana ve hikâyelerime şans veren herkese teşekkür ederim.

      Röportaj Bitiriş: Sessizliğin Ardındaki Kelimeler

      Ümit Şirin ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşi, sadece bir yazarı değil, bir insan sarrafını tanımamıza vesile oldu. Onun kaleminde dram sadece bir tür değil, hayatın ta kendisi. Özellikle karakterlerine duyduğu o derin sadakat ve "mükemmeliyet" kaygısından ziyade "samimiyet" arayışı, günümüz edebiyatında özlediğimiz bir yaklaşım. Şirin, okuruyla kurduğu o görünmez bağı, karakterlerini etten kemikten birer varlığa dönüştürerek pekiştiriyor. Onun dünyasında her travma bir yol, her sessizlik ise bir çığlık.

      Edebiyatın karanlık ama bir o kadar da aydınlatıcı tarafına ışık tutan bu değerli sohbet için Sayın Ümit Şirin'e en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Sessiz tanıkların sesi olmaya devam etmesi dileğiyle...

      Erhan Özdemir

      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ
      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ

      Yorum Yazın

      Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Edebiyat Magazin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.