
Röportaj: Erhan Özdemir
Konuk: Filiz Köroğlu (Yazar, Yoga & Mindfulness Eğitmeni)
Hayatın hızlı akışında bazen en çok kendimize geç kalıyoruz. İstanbul’dan Londra’ya uzanan yaşam yolculuğunda, peyzaj mimarlığından ruhsal rehberliğe evrilen bir isim Filiz Köroğlu. “Bir Yer Var İçimde” projesiyle kalplere dokunan Köroğlu, hikâyelerin kapalı kapıları açan anahtarlar olduğuna inanıyor. Yeni kitabı “Kendine Götüren Hikâyeler” öncesinde, içsel sessizliği ve yazma tutkusunu konuştuk.
1. Kendinizi tanıtır mısınız?
Filiz Köroğlu: 1975 İstanbul doğumluyum. Evliyim; artık yetişkin olan bir kız, bir erkek evlat ve Pati’yle birlikte hayatın içinde bir yaşamımız var. Hayatım yaklaşık 20 yıl İstanbul, 15 yıl İzmir ve son 15 yıl da Londra arasında geçti. İstanbul Üniversitesi’nde Peyzaj Mimarlığı eğitimi aldım ama hayat beni zamanla bambaşka bir yola götürdü. Uzun yıllardır İngiltere’de yaşayan bir yoga ve mindfulness eğitmeniyim. Aynı zamanda farkındalık hikâyeleri yazıyor ve “Bir Yer Var İçimde” kanalım için içerikler üretiyorum. Çalışmalarımın merkezinde insanın iç dünyası, duygular ve insanın kendine dönüş yolculuğu var. Yoga, nefes, meditasyon ve hikâyeler zaman içinde birbirine karıştı ve bugün üretimlerimin doğal bir parçası hâline geldi. “Bir Yer Var İçimde” ve InnerQuest projelerinde hikâye temelli farkındalık üzerine çalışıyorum. Çünkü bazen bir bilgi değil, bir hikâye insanın içinde kapalı duran bir kapıyı açabiliyor. Kendimi hiçbir zaman tek bir alanın içinde tanımlamayı sevmedim. Yazıyorum, resim yapıyorum, meditasyon çalışmaları hazırlıyorum; aynı zamanda bahçeyle uğraşmayı, dans etmeyi ve hayatın gündelik tarafında kalmayı da seviyorum. Sanırım bugün geldiğim yerde, görünür olmaktan çok gerçekten bir şeye dokunabilmekle ilgileniyorum.
2. Ne zaman yazmaya karar verdiniz?
Filiz Köroğlu: Aslında ben yazmaya bir gün karar verdim diyemem. Yazı hep hayatımın içindeydi. Biz biraz günlük tutan bir nesildik. Çocukken sürekli günlük yazardım. Mutlu olduğum anları, kırıldığım şeyleri, içimde büyüyen duyguları yazıya dökerdim. Sonradan fark ettim ki yazmak benim için sadece anlatmak değilmiş; aynı zamanda anlamak ve rahatlamakmış. Mutsuz olduğum zamanlarda yazmak beni deşarj ederdi. Güzel anlarda ise o hissi kaybetmemek için yazardım. Çünkü bazı duygular çok hızlı geçip gidiyor. Yazdığınızda ise sanki o anın ruhunu saklamış oluyordum. Çocuklarım olduğunda da bunu daha çok yaptım. Onlarla ilgili küçük anıları, hisleri, bazı cümleleri unutmamak için yazdım. Çünkü hayat çok hızlı akıyor ve insan bazı duyguları yıllar sonra yeniden hatırlamak istiyor. Sanırım yazıyla bağım tam da burada kuruldu. Önce kendim için yazıyordum; sonra bunun başka insanlara da dokunabildiğini fark ettim.
3. Eserlerinizin merkezinde nasıl temalar var?
Filiz Köroğlu: Eserlerimin çoğu insanın içsel yolculuğu üzerine kurulu. İnsan zihni, korkular, geçmiş yükleri, kontrol etme isteği, aidiyet arayışı, özüne yaklaşma çabası… Bunlar sürekli geri dönen temalar. Ama bunları doğrudan anlatmayı değil; metaforlarla, karakterlerle ve hikâyelerin içindeki duygularla aktarmayı seviyorum. Çünkü bence insan bilgiyi değil, bir hissi daha çok hatırlıyor.
4. Yazma sürecinizin bir ritüeli var mı?
Filiz Köroğlu: Sessizlik benim için çok önemli. Bazen bir kahve, bazen gece herkes uyuduktan sonraki o sakin saatler… Özellikle geceyle daha derin bir bağım var. Çünkü zihnin sesi biraz azaldığında insan kendi içini daha net duyabiliyor. Ama ilhamın belirli bir saati yok. Bazen yürürken geliyor, bazen bir müzik duyarken, bazen tam uykuya dalacakken… Hatta artık yatağımın yanında sürekli not alabileceğim bir şey tutuyorum. Çünkü bazı cümleler gerçekten misafir gibi geliyor; o anda yakalamazsan gidiyorlar.

5. Karakterleriniz sizin için nasıl hayat buluyor?
Filiz Köroğlu: Hikâyelerimde genellikle bir karakter oluyor ama aslında o karakterin kim olduğundan çok, ne hissettiğiyle ilgileniyorum. Çünkü bana göre o karakter biraz hepimizi temsil ediyor. İsim değişebilir, hikâye değişebilir ama korku, yalnızlık, arayış, dönüşüm gibi duygular çok ortak. Ben de yazarken insanların kendi iç dünyalarında o duygularla karşılaşabilecekleri bir alan açmaya çalışıyorum. Sanırım bu yüzden hikâyelerimde asıl önemli olan karakterin kendisi değil, okuyucunun o hikâyenin içinde kendinden bir şey bulabilmesi.
6. “Keşke bunu daha önce bilseydim” dediğiniz bir yazarlık tavsiyesi var mı?
Filiz Köroğlu: Zamanla şunu fark ettim: İnsanlara bir şey öğretmeye çalıştığımda değil, gerçekten bir şey hissettiğimde yazı daha canlı oluyor. Bir de aklıma gelen şeyleri hemen not almanın ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Çünkü bazen bir fikir, bir cümle ya da bir his geliyor ve “sonra yazarım” diyorsunuz ama gerçekten kayboluyor. Bu yüzden artık küçük notları bile önemsiyorum. Çünkü bazen çok küçük bir cümle bile başka bir hikâyenin başlangıcına dönüşebiliyor.
7. İlhamı nerede buluyorsunuz?
Filiz Köroğlu: İlham benim için hayatın içinde saklı. Bir insanın yüz ifadesinde, bir sessizlikte, bir kayıp hissinde ya da bazen sadece rüzgârın perdeyi hareket ettirmesinde bile başlayabiliyor. Ben özellikle insanın iç dünyasını gözlemlemeyi seviyorum. Neden korkuyoruz, neden tutunuyoruz, neden bazen kendi iç sesimizden uzaklaşıyoruz… Bunlar beni çok düşündürüyor. Meditasyon ve mindfulness çalışmalarının da yaratıcılığımı çok beslediğini hissediyorum. Özellikle sessizlik meditasyonlarından sonra zihnimde mutlaka yeni bir fikir, bir cümle ya da bir hikâye kıvılcımı beliriyor. Sanırım insan biraz yavaşladığında, normalde duyamadığı şeyleri daha net duymaya başlıyor. Hikâyeler de çoğu zaman tam o sessiz alanlardan doğuyor.

8. Sizi etkileyen öğretiler veya yaklaşımlar neler?
Filiz Köroğlu: Aslında benim yolculuğum yoga ile başladı. Yıllar içinde yoga pratiğinin sadece fiziksel değil, zihinsel ve duygusal tarafını da daha çok keşfetmeye başladım. Bu süreç beni mindfulness çalışmalarına, Zen yaklaşımına, Vipassana meditasyonlarına ve şefkat pratiklerine doğru götürdü. Özellikle Thich Nhat Hanh, Jack Kornfield ve Jon Kabat-Zinn gibi isimlerin kitaplarını ilgiyle okuyorum. Sanırım bu yaklaşımlarda beni en çok etkileyen şey, insanı yaşamdan koparmaya çalışmamaları. Kendini geliştirmek için hayattan kaçmayı değil, tam tersine yaşamın içinde kalabilmeyi anlatıyorlar. Bahçeyle uğraşırken, çalışırken, çocuk büyütürken ya da sadece sessizce otururken bile farkındalık mümkün olabiliyor. Artık yaşamın kendisinin de bir pratik alanı olduğunu düşünüyorum. Zamanla isimlerden çok deneyimin kendisine odaklanmaya başladım. Kendimi tek bir çizginin içinde değil, farklı deneyimlerin ve öğretilerin zaman içinde bıraktığı izlerin harmanı gibi hissediyorum.
9. Eserlerinizde sürekli geri dönen imgeler veya metaforlar var mı?
Filiz Köroğlu: Evet. Nehirler, aynalar, maskeler, pusula, ormanlar, ışık, kapılar, eşikler, sessizlik… Bunlar eserlerimde sürekli geri geliyor. Çünkü bunların hepsi aslında insanın iç dünyasının metaforları gibi. Mesela nehir benim için akışı ve bırakmayı temsil ediyor. Ayna ise insanın kendine dürüst bakabilmesini...
10. Bir okuyucudan aldığınız ve sizi etkileyen bir geri dönüş oldu mu?
Filiz Köroğlu: Beni en çok etkileyen şeylerden biri, insanların hikâyelerin altındaki duyguyu gerçekten hissetmeleri oluyor. Bir keresinde yas üzerine bir paylaşımda bulunmuştum. Oğlunu genç yaşta kaybetmiş bir annenin yazdığı yorum beni çok etkilemişti; kalbime gerçekten dokunmuştu. Sanırım o an, belki de acısının içinde azıcık olsun yalnız olmadığını hissetmişti. Bir başka çalışmada ise, bir dinleyicim yaptığım meditasyon sonrasında bir unicorn gördüğünü ve bunun onda çok derin bir etki bıraktığını yazmıştı. Beni mutlu eden şey sembolün kendisinden çok, çalışmanın onun iç dünyasında böyle canlı bir alan açabilmesiydi. Bu geri dönüşler bana şunu hatırlatıyor: Bazen bir hikâye, insanın içinde söze dökemediği bir yere ulaşabiliyor.
11. İnsanların yazarlık hakkında yanlış anladığını düşündüğünüz bir şey var mı?
Filiz Köroğlu: Sadece ilham beklemek sanılıyor. Oysa yazmak aynı zamanda disiplin, gözlem ve tekrar tekrar dönüp çalışmak demek. Bir de bugün çok hızlı içerik üretilebiliyor. Ama bence insanın gerçekten yaşadığı ve dönüştüğü şey hâlâ hissediliyor. Okur bir metnin gerçekten yaşanmış bir yerden gelip gelmediğini anlayabiliyor.
12. Şu anda üzerinde çalıştığınız projeler neler?
Filiz Köroğlu: Şu anda “Kendine Götüren Hikâyeler—12 Eşik” adlı hikâye temelli farkındalık kitabımı tamamlamak üzereyim. Bu projede hikâyeleri; duygular, içsel gözlem ve farkındalık temalarıyla bir araya getiriyorum. Hikâyelerin sonunda küçük farkındalık soruları ve içsel yansıma alanları da yer alıyor. Bunun İngilizce versiyonu olan “Mindfulness Through Tales” ise Amazon Kindle ve Google Play Books’ta yayımlanmış durumda. Aynı zamanda “Bir Yer Var İçimde” adlı Spotify ve YouTube podcast serilerime devam ediyorum.
13. Bu yolculuğa sizi çeken şey neydi?
Filiz Köroğlu: Önce zihnin nasıl çalıştığını anlamaya çalışıyordum. Meditasyon ve mindfulness çalışmalarıyla birlikte insanın iç sesiyle ve o sessiz alanla daha çok karşılaşmaya başladım. Sonra bir hikâye başka bir hikâyeyi doğurdu. Yazdıkça şunu fark ettim: Aslında her duygu görülmek istiyor. İnsan bazen korkusunu, kırgınlığını ya da yalnızlığını fark etmeden yaşamaya devam ediyor. “Kendine Götüren Hikâyeler” biraz da buradan doğdu. Çünkü bu hikâyelerin insanlara kendi duygularını görebilecekleri bir alan açtığını düşünüyorum.

14. Tüm dünyanın dikkatini 5 dakikalığına çekebilseydiniz ne söylerdiniz?
Filiz Köroğlu: Biraz durun derdim. Yavaşlayın, nefes alın… Çünkü bazen insan en önemli şeyleri sadece durabildiğinde duyabiliyor. Ve her şeyin geçici olduğunu hatırlayın derdim. İyi hisler de zor zamanlar da geçiyor. Koşuşturmanın içinde kendimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark etmeyebiliyoruz. Oysa bazen insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, kendi iç sesiyle yeniden karşılaşmak oluyor.
15. İlk kitabını yazmaya çalışan genç bir yazara ne söylemek isterdiniz?
Filiz Köroğlu: Eğer içinde gerçekten karşı koyamadığı bir yazma isteği varsa, onu ertelememesini söylerdim. Birine benzemeye çalışmadan kendi sesini bulmaya cesaret etmesini isterdim. Çünkü en güçlü yazılar genellikle en kusursuz olanlar değil, en gerçek olanlar oluyor. Ve ilk taslağın mükemmel olmak zorunda olmadığını bilmesini isterdim. Önce yazmak gerekir; düzenlemek sonra gelir.
16. Okuyucularınıza son olarak ne söylemek istersiniz?
Filiz Köroğlu: Hayatın içinde bazen hepimiz kendi duygularımızdan ve hatta kendimizden bile uzaklaşabiliyoruz. Ben hikâyelerimde size ne hissetmeniz gerektiğini söylemeye çalışmıyorum. Daha çok, kendi iç dünyanıza yaklaşabileceğiniz küçük bir alan açmak istiyorum. Çünkü insan bazen bir duyguyla gerçekten kalabildiğinde, o özüne bir an olsun yaklaşabiliyor. Hepimizin içinde zaten var olan o sessiz, bilge ve hakiki yere... Bu yolda birbirimize eşlik edebildiğimizi hatırlamak çok güzel.
Filiz Köroğlu ile gerçekleştirdiğimiz bu içten söyleşi, kelimelerin sadece birer araç değil, ruhumuza açılan birer pencere olduğunu bir kez daha hatırlattı. Özellikle "Kendine Götüren Hikâyeler" projesinin, modern insanın karmaşası içinde bir nefes durağı olacağına inanıyorum. Okuruyla kurduğu bu şeffaf ve şefkatli diyalog, edebiyatın iyileştirici gücünü en saf haliyle bizlere sunuyor. Bize iç dünyasının kapılarını açtığı ve bu kıymetli farkındalık yolculuğuna bizleri de ortak ettiği için Filiz Köroğlu’na en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Yolu her daim ışık, kalemi daim olsun.

Yorum Yazın