ÖĞRETMENLERE ŞİDDETİN SORUMLUSU KİMDİR?

GÜNDEM (Haber Merkezi) - Edebiyat Magazin Gazetesi | 10.05.2024 - 10:11, Güncelleme: 10.05.2024 - 10:11 1641+ kez okundu.
 

ÖĞRETMENLERE ŞİDDETİN SORUMLUSU KİMDİR?

Metin, öğretmenlerin toplumdaki değerini ve maruz kaldıkları şiddeti ele alıyor. Öğretmenlerin kutsal bir meslek grubu olduğu vurgulanarak, onlara verilen değerin yeterli olmadığı, hatta bazen şiddetin bile görmezden gelindiği ifade ediliyor. Velilerin öğretmenlere güvensizliği ve sürekli eleştirileri, öğretmenlerin otoritesini sarsmakta ve onların işini zorlaştırmaktadır. Ayrıca, öğretmenlerin sınıf içindeki güvenliklerinin tehlikede olduğu, nöbet tutarken yalnız kaldıkları ve can güvenliklerinin olmadığı vurgulanmaktadır. Metin, öğretmenlere daha fazla değer verilmesi, veli-okul işbirliğinin güçlendirilmesi ve şiddet olaylarına çözüm bulunması gerektiğini savunmaktadır. Özetle, metin öğretmenlerin toplumdaki değerini artırmak ve maruz kaldıkları şiddeti önlemek için farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır.
Kutsal meslekler denince akla gelen ilk mesleklerdendir öğretmenlik. Birleştirici, uzlaşmacı, gelişimci ve toplumu şekillendirmenin çekirdeğini oluşturan eğitimin neferidir onlar. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum!” sözüyle Hz. Ali, ilimin, eğitimin ve eğitimcinin meşakkatli ve kıymetli yolculuğuna vurgu yaparken; Atatürk’ün “Eğitimdir ki; bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır, ya da esaret ve sefalete terk eder.” sözüyle ise geleceğe yön veren, özgürlüğün sonsuzluğunu sunan, iyi bir eğitimin temelinden kalkınan toplumların bağımsızlığının kalkanına vurgu yapar. Öğrencileri için maddi ve manevi tüm zorluklara katlanan, onların geleceği için gecesini gündüzüne katan fedakâr öğretmelerimize hak ettiği değeri ne zaman vereceğiz? Veliler tarafından sürekli göz hapsine alınan, veli gruplarında acımasızca eleştirilen öğretmenlerin bunun yanında veliler tarafından ders içi düzenden tutun da ders anlatımına kadar her şeye karışan, kendisinin yetiştiremediği çocuklarını yetiştirmeye çalışan öğretmenlerin sınıf içindeki otoritesini bile yerle bir etmekten geri durmayan her şeyi bildiğini sanan dâhi veliler topluluğu… Eskiden çocuğunu öğretmene teslim eden velilerin “Eti senin kemiği benim” diyerek öğretmene duyduğu güvenin yerini öğretmeni tarafından sınıf içinde sadece yeri değiştirilen öğrencinin velisi tarafından okul basılıp darp edilen öğretmenden, öğrencisi tarafından bıçaklanan, bunların yanında hor görülerek videoya çekip alay edilen öğretmenin toplum içindeki değeri ve saygısı yok edildikten sonra da beş kurşunla acımasızca öldürülmesine kadar vardırıldı! Bu öğretmenimizin katili sadece tetiği çeken kişi değildir, öğretmenin değerini topluca alaşağı eden veli, medya, sendikalar ve öğretmenine sahip çıkmayı beceremeyen Milli Eğitim Bakanlığıdır. Eğitimi sürekli değersizleştiren, onları yeterli görmeyen kişiler ve kurumlar bugün sadece İbrahim Oktugan hocamızın değil öğretmenlik mesleğinin de katilleridirler. Bir meslektaşı şiddete uğradığında, öldürüldüğünde bunu görmezden gelen, başını kuma gömen, etliye sütlüye karışmayan öğretmenlerin tavırları da en az bu şiddet olayları kadar acı verici ve acınasıdır. Bugün de kendinize sahip çıkmayacaksınız da ne zaman “#öğretmeneşiddetehayır” diye bağıracaksınız? En ufak bir olayda, misal öğretmen öğrencisini uyardığında bile velisi, müfettişi, savcısı, Milli Eğitim Müdürü/Bakanı hepsi topyekûn öğretmenin üstüne yürürler ve öğretmeni neredeyse sorgusuz sualsiz infaz etmeye kalkarlar. Ancak bir öğretmen öğrencisi tarafından öldürüldüğünde dâhi üzerlerine ölü toprağı serilmiş gibi sessizliğe gömülmeyi tercih ederler! Eğer saygıdeğer öğretmenlerimize sahip çıkmazsak zaten can çekişen bu eğitim sistemi daha da beter bir hale geleceğinden kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın. Öğretmenlerimiz nöbet uygulaması sırasında bahçede, koridorda yalnızdır ve asla can güvenlikleri yoktur. Ya bunun için profesyonel bir sisteme geçilmeli ya da en başta veli-okul işbirliği ile bu şiddet olaylarına bir çözüm bulunmalıdır. Tabii bundan önce de -istisnalar hariç- çoğu veliye de bilinçlenme üzerine bir kurs verilmelidir. Çünkü bu ülkede bazı insanların en sevdiği şey, haddi olmadan başkasının işine ya da işlerine (bilgisini, uzmanlığını bilip bilmeden ki bilse de dâhi karışmaya hakkı yoktur!) burnunu sokmaktır. Bundan sonra tek temennimiz odur ki değeri bilinen, gerçekten kıymet verilen öğretmenlerin gönül rahatlığıyla bu ülkenin geleceği olan evlatlarımızı yetiştirmeye devam etmesidir!
Metin, öğretmenlerin toplumdaki değerini ve maruz kaldıkları şiddeti ele alıyor. Öğretmenlerin kutsal bir meslek grubu olduğu vurgulanarak, onlara verilen değerin yeterli olmadığı, hatta bazen şiddetin bile görmezden gelindiği ifade ediliyor. Velilerin öğretmenlere güvensizliği ve sürekli eleştirileri, öğretmenlerin otoritesini sarsmakta ve onların işini zorlaştırmaktadır. Ayrıca, öğretmenlerin sınıf içindeki güvenliklerinin tehlikede olduğu, nöbet tutarken yalnız kaldıkları ve can güvenliklerinin olmadığı vurgulanmaktadır. Metin, öğretmenlere daha fazla değer verilmesi, veli-okul işbirliğinin güçlendirilmesi ve şiddet olaylarına çözüm bulunması gerektiğini savunmaktadır. Özetle, metin öğretmenlerin toplumdaki değerini artırmak ve maruz kaldıkları şiddeti önlemek için farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır.

Kutsal meslekler denince akla gelen ilk mesleklerdendir öğretmenlik. Birleştirici, uzlaşmacı, gelişimci ve toplumu şekillendirmenin çekirdeğini oluşturan eğitimin neferidir onlar. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum!” sözüyle Hz. Ali, ilimin, eğitimin ve eğitimcinin meşakkatli ve kıymetli yolculuğuna vurgu yaparken; Atatürk’ün “Eğitimdir ki; bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır, ya da esaret ve sefalete terk eder.” sözüyle ise geleceğe yön veren, özgürlüğün sonsuzluğunu sunan, iyi bir eğitimin temelinden kalkınan toplumların bağımsızlığının kalkanına vurgu yapar.

Öğrencileri için maddi ve manevi tüm zorluklara katlanan, onların geleceği için gecesini gündüzüne katan fedakâr öğretmelerimize hak ettiği değeri ne zaman vereceğiz? Veliler tarafından sürekli göz hapsine alınan, veli gruplarında acımasızca eleştirilen öğretmenlerin bunun yanında veliler tarafından ders içi düzenden tutun da ders anlatımına kadar her şeye karışan, kendisinin yetiştiremediği çocuklarını yetiştirmeye çalışan öğretmenlerin sınıf içindeki otoritesini bile yerle bir etmekten geri durmayan her şeyi bildiğini sanan dâhi veliler topluluğu… Eskiden çocuğunu öğretmene teslim eden velilerin “Eti senin kemiği benim” diyerek öğretmene duyduğu güvenin yerini öğretmeni tarafından sınıf içinde sadece yeri değiştirilen öğrencinin velisi tarafından okul basılıp darp edilen öğretmenden, öğrencisi tarafından bıçaklanan, bunların yanında hor görülerek videoya çekip alay edilen öğretmenin toplum içindeki değeri ve saygısı yok edildikten sonra da beş kurşunla acımasızca öldürülmesine kadar vardırıldı! Bu öğretmenimizin katili sadece tetiği çeken kişi değildir, öğretmenin değerini topluca alaşağı eden veli, medya, sendikalar ve öğretmenine sahip çıkmayı beceremeyen Milli Eğitim Bakanlığıdır. Eğitimi sürekli değersizleştiren, onları yeterli görmeyen kişiler ve kurumlar bugün sadece İbrahim Oktugan hocamızın değil öğretmenlik mesleğinin de katilleridirler. Bir meslektaşı şiddete uğradığında, öldürüldüğünde bunu görmezden gelen, başını kuma gömen, etliye sütlüye karışmayan öğretmenlerin tavırları da en az bu şiddet olayları kadar acı verici ve acınasıdır. Bugün de kendinize sahip çıkmayacaksınız da ne zaman “#öğretmeneşiddetehayır” diye bağıracaksınız?

En ufak bir olayda, misal öğretmen öğrencisini uyardığında bile velisi, müfettişi, savcısı, Milli Eğitim Müdürü/Bakanı hepsi topyekûn öğretmenin üstüne yürürler ve öğretmeni neredeyse sorgusuz sualsiz infaz etmeye kalkarlar. Ancak bir öğretmen öğrencisi tarafından öldürüldüğünde dâhi üzerlerine ölü toprağı serilmiş gibi sessizliğe gömülmeyi tercih ederler! Eğer saygıdeğer öğretmenlerimize sahip çıkmazsak zaten can çekişen bu eğitim sistemi daha da beter bir hale geleceğinden kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın. Öğretmenlerimiz nöbet uygulaması sırasında bahçede, koridorda yalnızdır ve asla can güvenlikleri yoktur. Ya bunun için profesyonel bir sisteme geçilmeli ya da en başta veli- okul işbirliği ile bu şiddet olaylarına bir çözüm bulunmalıdır. Tabii bundan önce de -istisnalar hariç- çoğu veliye de bilinçlenme üzerine bir kurs verilmelidir. Çünkü bu ülkede bazı insanların en sevdiği şey, haddi olmadan başkasının işine ya da işlerine (bilgisini, uzmanlığını bilip bilmeden ki bilse de dâhi karışmaya hakkı yoktur!) burnunu sokmaktır. Bundan sonra tek temennimiz odur ki değeri bilinen, gerçekten kıymet verilen öğretmenlerin gönül rahatlığıyla bu ülkenin geleceği olan evlatlarımızı yetiştirmeye devam etmesidir!

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve e-magazin.tv sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.